27 Ekim 2012 Cumartesi

Anadolu Gadınının Dramı

Her yerin buram buram kan koktuğu Kurban Bayramı'nda rüyalarında bile et görmeye başlayan Bir Çeşit Ben insanıylayız.

Bir Çeşit Ben o hafta bayram münasebetiyle ailesiyle birlikte Kara Böcüklerin yayla evine gitti. Yayla evi yaylada bir köy eviydi tabi. O küçükbaşları kurban verme işlemi orada gerçekleşecekti. Bir Çeşit Ben de ailedeki tüm kadınlar gibi et doğrama işlemi için üşenmeden kollarını sıvadı ve bir kasap edasıyla etlere girişti.

Her yer et ve kandı. Dalak, böbrek, kalp ve diğer organ isimlerini biyoloji dersinde bile bu kadar çok duymamıştı. Dalak kömürümsü olana kadar sobada bekletilmeliydi. Kelle paça için kafayı kim yüzecekti? Keçinin gözlerini isteyen psikopat kuzenini kim durduracaktı? Tüm bu düşünceler Bir Çeşit Ben'in midesini bulandırdı.
Nolursa olsun üzerine düşeni yapmaktan geri kalmadı. Etlerin terbiyesini yaptı, bulaşıkların yıkanmasına yardım etti. O an üzerindeki lekeli eski eşofmanlarla bir çeşit anadolu kadını gibi hissetti. O ki zor şartlar altında, buz gibi suda bulaşık yıkıyordu. O ki soba için odun taşıyor, er kişilere çaylarını götürüyordu.  O ki  bir.. bir Anadolu gadınıydııı....

Akşam ailesi gidince Bir Çeşit Ben, Kara Böcük'ün ısrarıyla orda kaldı. Akşam olduğunda on dakikada bir giden elektrik yüzünden her tarafa mumlar yaktılar. Sessizliğin içinde bir tek sobanın çıtırma sesleri duyuluyordu. Ortam süper ötesi olmuştu. Kara Böcük iki tane kahve de yaptı. Her şey tamamdı. Kara Böcük yine başladı uzun uzun Kara Enişte'yi anlatmaya. Karanlıkta mutlu mutlu anlatıyordu. Bir Çeşit Ben de sözünü kesmeden dinliyordu. 
Sonra bir anda Bir Çeşit Ben'in korktuğu başına geldi. Kara Böcük bir anda durup bir şey unutmuş gibi Bir Çeşit Ben'e Geveze'yi sordu. Geveze... Bir Çeşit Ben eski erkek arkadaşıydı. Bir Çeşit Ben için ne aşktı ne aşktı... Beraberlerken bile bu kadar çok sormuyordu insanlar. Bir Çeşit Ben önce kısa cevaplarla geçiştirdi. Sonrasındaysa dayanamayıp unutmadığı hatıraları son kez anlatmaya başladı. 

Gecenin bir yarısı durduk yere arardı Geveze. Bir Çeşit Ben uyku falan düşünmezdi o zaman. Çok mutlu hissederdi. Vıcık vıcık çiftlere uyuz olsa da Geveze kolunu omzuna attığı zaman huzurlu olurdu. Kim ne diyo demezdi. Bir sabah ansızın kapısında belirmişti mesela Geveze..Hiç beklemiyordu öyle bir şeyi. O günü hiç unutmazdı. Son zamanlardı onlar için. O kadar mutlu olmuştu ki. İkisi de öyle çok iyi ilişki yürüten insanlar değillerdi ama Bir Çeşit Ben hep aralarında farklı bir şey olduğunu düşünürdü. Sıkılsalar bile bir kaç gün içinde dayanamayıp birbirlerine döneceklerini düşünürdü. Bir bağ vardı işte bitmeyecek bir bağ...
"Ama düşündüğüm gibi bir şey yokmuş. Bağ falan." diye devam etti Bir Çeşit Ben. "Bitiyormuş her şey.." dedi. 

Sonra bir anda gülümsedi "Neyse öyle işte" diyip Kara Enişte'ye getirmeye çalıştı konuyu. Ama Kara Böcük yutmadı. "Sen öncekilerden bu kadar çok bahsetmemiştin. Ciddi sevmişsin bunu" dedi. 
Bir Çeşit Ben daha fazla konuşmak istemedi. Kapadı konuyu. Kara Böcük'ün ne şimdi ne hissettiğiyle ilgili sorduğu soruları dinledi ne de başka bir şey söyledi. Güçlü, inatçı, mağrur Anadolu Gadını hüzünlenmişti. 

O anı Küçük Adam'ın attığı mesaj böldü. Küçük Adam bu ara yine Bir Çeşit Ben'in üstüne düşmeye başlamıştı. Kaybolduğu yerlerden çıkması kısa sürer olmuştu. Bu ara tek konuştuğu konu İzmir'e gelmek istemesiydi. Bir Çeşit Ben, Küçük Adam'ı yıllardır görmemişti. Ergenken aşırı platonik şekilde tutulmuş olsa da zamanla "Bir Cacık Olmaz" kategorisine attığı biriydi o. 
İzmir'e gelmesini istemiyordu Bir Çeşit Ben. Hatta bir arkadaş gibi bir de farklı tarzda konuşmasını da. Gelecekten bahsetmesini de... "İnanmıcaksın belki ama telefonu elime alır almaz sen geliyorsun aklıma. Beni tek anlayan sensin" sözleri Bir Çeşit Ben için anlamsız ve gereksizdi. 

Bir ara Bir Çeşit Ben isyana gelmişti, sert çıkmıştı Küçük Adam'a. Çok şaşıran Küçük Adam "Ne yani bir daha aşık olmayacak mısın? Bu kadar kolay mı" demişti. Saçma sözlerdi. Bir Çeşit Ben onun söylediklerine aldırış etmemeye devam etti. Varyemez Pembe Kafa da onla konuşmamasını söylemişti zaten. Küçük Adam mesaj atarken kafasından geçen "Palavra palavra palavra" şarkısına kulak verdi. 
O, tek ve hür bir Anadolu Gadını olmaya devam etmeliydi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme