8 Haziran 2012 Cuma

Tatil Ne Demek Tatilde Yanmak Ne Demek??


Tatil dediğin gecenin 2'sinde dondurulmuş pizza, ton balığı falan yemek ve tabiki kola içmekti. Bir Çeşit Ben için Pizza-Ton Balığı-Kola sezonu açılmıştı. Bu tabi bir de kilo almak demekti, okula gittiğinde herkesin 'Ooo nolmuş sana' laflarını çekmek demekti.

Bir Çeşit Ben eve geldiğinde ilk günler bir uğraş arayışına girdi. O arkadaşına gitti, bu arkadaşıyla buluştu. En son baktı 4 ay böyle gez gez olmayacak sıkılmaya alışma çalışmaları na girişti. Bunun için o gün arkadaşına verdiği sözü iptal edip tüm günü evde geçirmeye karar verdi. Sıkılmaya alışma çalışmaları ilk olarak evin içinde değişik aktiviteler geliştirip boş zamanı farketmemeye yönelikti ve şunları kapsıyordu:

-Sabahın bir körü kalkıp kardeşlerini zorla uyandırma
-Kahvaltıda pankektir, patates salatasıdır değişik menüler hazırlama
-Kahvaltısını bitirmeyen kardeşini mutfağa kilitleme ve bundan büyük zevk alma :D
-Başarısız bir pilav pişirme girişiminde bulunma (Pilavlık pirinç yerine kırık mı çizik mi ne bişi pirinç kullanma sebebiylen yoksa pişirme aşaması olmuştu)
-Film izleme girişimi ve uyuyakalma
-Arkadaşlarla gece yarısı konuşmaları
-Gecenin 2 sinde mideye inen pizza
-Ve yine uyku...

İkinci olaraksa sık sık konuşmadığın kişilerle telefon görüşmesi yapmak böylece farklı konuşmalarla zaman doldurmaktı. O gün Bir Çeşit Ben, Yumyum'la konuşmuştu. Özetlemek gerekirse Yumyum lisede yan sınıftan bir çocuktu. Bir Çeşit Ben bir ara boşluktan buna platonik bişiler hissetmiş sonradan vazgeçmişti. Çocuk bu yıl bir şekilde ortaya çıkmıştı. Bir kaç hafta mesajlaşmışlardı ama Bir Çeşit Ben donuklaşan hisleri sayesinde hiçbir şey hissetmemiş ve düşünmemişti. Çocuğun ettiği güzel sözlere odun odun cevaplar vermekten bir türlü geri kalmamıştı.
Yumyum önce müsaitsen vs. diye Bir Çeşit Ben'in garipsediği bir izin almış sonra da aramıştı. Rahatça konuşmaları sırasında farketmişti ki Yumyum'da değişiklik vardı. Eskiden yerinde durmayan gülen-eğlenen, oynayan-zıplayan Yumyum bir durulmuştu. Gören dünyanın yükünü çekiyor falan sanırdı. Nedenini sorduğunda Yumyum okuduğu Polis Okulunun onu bu hale getirdiğini söyledi. Sabahın 6sında uyanma-sayım-tıraş olma falan derken çocuk hayatından bezmişti. Bir Çeşit Ben bir ara o kadar acıdı ki 'Kıyamam yaaa' demenin kıyısından döndü :D

Üçüncü aşama ev cezasından sonra kendini dışarıya atmaktı.Bir Çeşit Ben yakın mesafedeki arkadaşına yollandı.Antakya'ya bir çeşit cehennem güneşi inmişti. Bir Çeşit Ben kendini çölde hissetti. Tatilde yanmak bu muydu? Kafasında kendini Kemal Sunal gibi emekleyerek
"Bırakıp gitme dedim
Beni terketme dedim
Vicdansız Saaaabuhaaa..
Sabuha!"
diye şarkılar yakarken hayal etti.


Antakya küçük yerdi. Yolda mutlaka bir tanıdığa rastlanırdı. Bu kez Bir Çeşit Ben hiç beklemediği birini gördü. Liseden Zert diye bir çocuğu..

Zert çok konuşan, gereksiz konuşan, konuşmuş olmak için konuşan...
kısacası konuşan biriydi işte...

Gereksiz işlerin adamıydı. Hayatının özü kızlardı. Okulda popülaritesi olan nerdeyse tüm kızlarla çıkmış, çıkmadıysa da görülmüş ve rahatlamıştı. Bir ara Bir Çeşit Ben'le iyi arkadaş olmuşlardı. Daha doğrusu Bir Çeşit Ben arkadaş olduklarına inanmıştı. Ancak çocuğun niyetini tam anlamıyla anlayamayınca vazgeçmiş, uzak durmayı tercih etmişti. Sonraları birbirlerine gıcık giderek değişik bir diyalogları olmuştu.

Zert'le yol üstü konuşmaları lisede olmadığı kadar medeni olmuştu. Zert sanki birbirlerine hiç gıcık gitmemişler gibi iltifatını bile esirgememiş, Bir Çeşit Ben'in güzelleştiğini dile getirmişti. Bir Çeşit Ben de içinden 'Hadi nan ordan üçkağıtçı!' demeyi geçirmiş ve her zamanki gibi ağzından 'Aman aman teşekkür ederiz' çıkmıştı... Pehh..

O günü de arkadaşıyla internetten elbise arayarak geçirmişti. Böylece tatilin yavaş temposuna yavaştan ayak uydurmaya başladığını hissetmişti. Tatilde yapılacak şeyin büyük ölçüde uyuşuk hareket etmek olduğunu hatırlamıştı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme