18 Haziran 2012 Pazartesi

Küçüğüm Daha Çok Küçüğüm.. De Bundan Sanane!

Bir Çeşit Ben, bir çeşit cehennem hayatıyla karşı karşıyaydı. Sıcaklar onu resmen eritiyordu. Zeki kuzeni Havuç Salatası yine zekice bir fikirle karşısındaydı:

"Acaba Allah bu sıcakları günahlarımızdan düşer mi yaa belki cehennemde daha az yanarız?"

Bir Çeşit Ben o gün babasının yakın arkadaşı Kel Amca'nın yanına gitmek zorunda kaldı. Bir kaç gündür evde tartışılan Bir Çeşit Ben çalışsın mı çalışmasın mı davası yine gündeme gelmişti. Ailesi Bir Çeşit Ben'in çalışmasına izin vermiyordu. Kendilerine göre haklı nedenleri vardı (!) Bir Çeşit Ben'in de çalışmak istemesinde kendine göre haklı nedenleri vardı. Peder Bey ise olaya tamamen dalgacı yaklaşıyor ve
"Kızım gel Kel Amca'nın oto-galerisinde çalış. Araba falan yıka, çay yap. Al sana Oto-Satış Temsilcisi"

O gün o konu yine Bir Çeşit Ben'in "Tamam yaa ben çalışmıcam oturcam, arada gezecem, şişkonun teki olup çıkcam." diye ergen triplerine girmesiyle son bulmuştu. Konu bu kez de Bir Çeşit Ben'in kilosuna gelmişti. O sırada Kel Amca'nın babası geldi. Peder Bey ona kızını tanıştırdı ve "Utanıyorum bu kızdan, gören yedirmiyoruz sanır." diye artık monotonlaşan şikayetlerini sıraladı. Amca
"Yok yok iyi böyle benim hanım 100 kilo olmuş. Artık kendini taşıyamıyor." dedi.
Fakat sonradan liseye gittiğini düşündüğü Bir Çeşit Ben'in Üniversiteye gittiğini öğrenince önce bir durdu. O sırada Peder Bey gülme krizine girdi. Fakat Amca sözleriyle toparladı.

(Bu Kristen Cadısı o Robert'i boy moy demeyip kapmış ya helal!)

Antakya'nın yarısı olduğu gibi Amca da Arapça konuştuğundan belirli bir ağzı vardı. R'leri bastıran çok şeker konuşmasıyla
"Sayın Hocam altın küçüktüR değil mi? Ama altındıR ve çok değeRlidiR... Bu kızımız gibi" dedi.
" Bir insanın yakışıklı, güzel olduğuna bakılmaz. İnsan ahlaklıysa, terbiyeliyse, iyiyse insandır." Sonra bir anısını anlatmaya başladı:

"O gün bir tanıdığım oğluna anlatıyor:
Evin küçüğünü alacaksın, temizliği kolay olur.
Arabanın küçüğünü alacaksın, az yakar.
Kızın küçüğünü alacaksın, az yer."

Bir Çeşit Ben içinden "Ah be amca sen benim yediğim yemeği görsen hayatta böyle demezdin" dedi :D

Bu ara herkeste bir küçük olayı vardı. Bir Çeşit Ben bu zamana kadar boyundan çok çekmişti. Bu ara Yumyum da inatla "Minik, minikcim, ufaklık" diyip duruyordu. Bir Çeşit Ben o gün tek bir kez isyan etti. "Oğlum 5 yaşında çocuk sever gibi minik diyip durma çarparım!" Yumyumsa kafasını karman çorman edecek tek bir laf etmişti: "Belki ben de seni 5 yaşındaki çocuğu sever gibi sevmek istiyorum." Bir Çeşit Ben'e her zamanki gibi susmak düşmüştü. Suratındaki ifadeyse :S :o WTF?!

Bir Çeşit Ben boyuyla ilgili sorunu çoktaaan aşmıştı. Ama insanların neden kendilerini açıklama gereği hissettiklerini anlamayacaktı. Biliyordu ki orta yaşa geldiğinde "Aaaayy ne kadar genç gösteriyorsun" tepkilerini anlamayacaktı. Ve yaşlandığında da yaşlı küçük sevimli bir nine olacak, torunlarının boylarını kendisiyle ölçmesini gülümseyerek izleyecekti :)


2 yorum:

  1. ben de hep uzun böyluları görüp içimden "yaşlanınca kamburun çıksın da göreyim seni" diye söylenip kendimi rahatlatıyorum :D

    YanıtlaSil