20 Haziran 2012 Çarşamba

Kin Tutmak Ya Da Tutmamak


Bir Çeşit Ben o gün arkadaşı Hisli Kız'la alışverişe çıkmıştı. Sözde, Hisli Kız'a bir şeyler alıp dönecekti. Ama her zamanki gibi hiç bir şey düşündüğü gibi olmamıştı.

4 buçuk saatini alışveriş merkezinde o mağaza senin, bu kabin benim dolanıp duran Hisli Kız ve Bir Çeşit Ben AVM'yi bir anlamda tavaf etmişlerdi. Bir Çeşit Ben, kredi kartı isimli merete bulaştıktan sonra adeta bir alışveriş manyağı olmuş ve internet siteleri dahil her yerden durmadan alışveriş yapmaya başlamıştı. Ama o gün kararlıydı "Hiçbir şey alınmayacaktı!"


Önce Hisli Kız'ın panik olmuş alışveriş hali sakinleştirilip güven verici konuşmalarla istediği şeyler alındı. Hisli Kız alışverişte kendine güvenmiyordu.
'Bir Çeşit Ben yaaa sence şu daha çok mu yakışırdı?'
'Kabinleri nerde bunların yaaa!'
'Offf yine sığmadım şunun bi büyük bedenini bulsana'

Bir Çeşit Ben için her şey eğlenceliydi.. Taaa kiii o kırmızı gömleğin kendisine sırıttığını görene kadar... Sonrasında her şey hayal içinde geçmişti: annesini araması, anne bu son diye yalvarmaları, telefondaki son sözleri duymayarak 'Tamaaam bende seni seviyorum' diye geçiştirişleri...

Kırmızı gömlek hem koccaman bir mutluluk kaynağı hem de büyük bir vicdan azabıydı Bir Çeşit Ben için.. Çünkü daha bir gün öncesinde internetten kendisine bir beden büyük geleceğini bildiği bir elbise almıştı... Tüm bunlardan sonra Bir Çeşit Ben kişisinin sonu belirsizdi...

Alışveriş çılgınlıkları sürerken bir ara İzmir'den arkadaşı Varyemez Pembe Kafa aramıştı. Böylece Bir Çeşit Ben de etrafında kendisine göz kırpan güzelim elbiselerden bir süre için kafasını uzaklaştırabilmişti. Varyemez Pembe Kafa ona laf arasında o gün Geveze'nin daha doğrusu şimdiki Ego'nun ameliyat olacağını haber vermişti. Geveze uzun zamandır gözünden problem yaşıyordu. O gün olacağı ameliyat da kısa bir süre için gözündeki problemin ilerlemesini durduracak lazere benzer bir ameliyattı. Bir Çeşit Ben bir an çok endişelendi. Ameliyatlardan çocukluğundan beri korkardı. Pek ses çıkarmadı. Varyemez Pembe Kafayla uzuuun uzun konuştular. En son Bir Çeşit Ben, bir çeşit kaygıyla
"Varyemeez, o çocuk için dua et tamam mı?" dedi..

Kabinden dinleyen Hisli Kız, telefonu kapatır kapatmaz Bir Çeşit Ben'in adeta üzerine atladı. Başladı bir güzel azarlamaya...

"Bir Çeşit Ben, sana noldu.. Bu çocuk sana inat eder gibi ayrılmanızın üstünden iki hafta bile geçmeden sınıftan bir kıza yazmadı mı...
Yazdı..
Bunu da geçip karşına seni yerin dibine sokarken bastıra bastıra söylemedi mi...
Söyledi..
Sen beni gecenin bilmem kaçlarında gözlerin yerinden çıkarcasına ağlarken arayıp höyküre höyküre bunları anlatmadın mı...
Anlattın.
Sabahın 5 lerinde çığlık çığlığa uyanmadın mı..
Uyandın...

Şimdi neyin duası... Ya sanane ki.. Neden ilgileniyosun.. İyilik abidesi misin?! Lisede duygusal davranıyorum diye beni gaza getiren, güçlü ol diyen Bir Çeşit Ben nerde????"

Hisli Kız haklıydı. Öfkesinden adını duyduğunda bile bir soğukluk hissetmesi gereken Geveze insanı için endişeleniyordu. Nedenini bilemedi, düşünmedi, düşünmekten korktu... Ama akşam olunca Varyemez Pembe Kafa'yı arayıp "Nasılmış" demekten de geri kalmadı.

Gece, kafasında aldı kendisini karşısına hatırlattı olanları.. Kin tutamıyordu galiba.. Ya da saflıkla salaklık arasındaki ince çizgide ara sıra salaklık kısmına geçiyordu..

O kadar düşünceden sonra rüyasında Geveze ve Kızılla uğraştı.. Alışveriş çılgınlığından sonra bir azar tüm gecesini mahvetmişti...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme