13 Mart 2012 Salı

Pollyanna Allah Seni Top Etsin Emi?!!!

Bir Çeşit Ben'in Aydın'dan dönüşü muhteşem oldu. Geveze'yi deli gibi özlemişti. Her ne kadar nette, telefonda konuşuyor olsalar da yanında olmasıyla aynı değildi.

Bir Çeşit Ben, bi süredir Pucca'nın 2.kitabını okuyordu. Okudukça karamsarlaşıyordu.Kitaptaki adamın 'Ben bilirim'halleri, eleştirmeye meraklı ve kırıcı kişiliği hep Geveze gibi geliyordu. Sonra kitabı bitirmeye yakın farketti ki aslında filmlerdeki, dizilerdeki olumsuz ilişkilerle özdeşleştiriyordu kendi ilişkilerini. Bir türlü yaşayamıyordu. Kendi kendine Pollyanna'yla sürekli diyalog halinde olma kararı aldı. Bir önceki gece hafif çapta bir tartışma yaşamış olsalar da ve tartışmada yine kırılmış olsa da Geveze'sine mesaj attı.

Döndüğü gün ve sonraki akşamı Geveze'yle geçirdi. Çok mutluydu. Geveze hep yanında olsun istiyordu. Yine garip iddialaşmalarını yaptılar. Geveze, Bir Çeşit Ben çok istediği için tavla öğrenmişti. Bir Çeşit Ben için bu o kadaar sevindiriciydi ki... Yaşadıkları her an için içinden şükrediyordu.

O sabah Bir Çeşit Ben, Betele'siyle Karşıyaka'ya gitti. Kendilerine hayır işlerine adamaya karar vermişlerdi. Madem öğrenci adam doğru düzgün part-time iş bulamıyordu, madem kurslara para vermeye de içleri el vermiyordu, en güzeli adam gibi gönüllüsünden bi icraatti.Çocuklara ders falan verelim bi yardım eli uzatalım dediler. Sabahın 8buçuğunda günün o saatinin varlığına küfrede küfrede uyandı. Gidecekleri yeri bilmediklerinden sora soruştura buldular. Vardıklarında güvenlik 'Gönüllü Anne' mi olmak istiyorsunuz dedi. O an Bir Çeşit Ben kendini yardıma adamış Meryem Anamsı bişi gibi hissetti. İçinde iyilik yapmanın o tuhaf hafifliğini duydu. Bir Çeşit Ben ki yardıma muhtaç çocukların annesiydi. Öyle bir havaydı içindeki.


Kafalarındaki düşünce "gönüllü adama kim hayır der ki" ydi. Durumsa düşündükleri gibi değildi. Gittiler meramlarını dile getirdiler. Orası Karşıyaka'ydı, İzmir'in içinde ayrı bir cumhuriyetti. İnsanların giyinişleri bile moda dergilerinden fırlamış gibiydi. Ve duyduklarına göre oranın insanları da İzmir'liyiz demek yerine Karşıyaka'lıyız diyorlarmış. Bu kadar elit mekanın da yetim çocuklarının mekanı bile elit oluyormuş. Topu topu 30 çocukları varmış ve yardım etmek isteyen kesim oldukça fazlaymış. Kısacası 'yardımınız gerekmez'türünden bi cevapla döndüler. Yıkık,yenik,pişman :)

Dönüşte derse zorla yetiştiler. Bir Çeşit Ben,Geveze'nin ardındaki sıraya oturdu. Geveze,öyle güzel kokuyordu ki... Ama Bir Çeşit Ben'le ilgilenmedi. Çevresindekilerle aşırı samimi bir şekilde dersine baktı. Bir Çeşit Ben içten içe Geveze'nin umrunda olmadığını düşündü. Tamam kırmızı halı beklemiyordu ama bir dönüp bakar,hoşgeldin der diyordu.
Umursamamaya çalışıp koydu kafayı uyudu. Zaten bu ara derslerden de iyice kopmuştu. Ödevler,uygulamalar, sunumlar yapıyorlardı ama onun dışında doğru düzgün ders dinleyemiyordu.

Çıkışta dayanamadı. Sevgilisiydi madem adam gibi konuşacaklardı. Bir Çeşit Ben o "aşırı samimiyet" kısmından bahsetti. Geveze,doğru düzgün dinlemedi bile. Saçmaladığını belirtti. Bir Çeşit Ben,konuşmaya zorlamaktan pişman oldu. Ortada yanlış bir şey yoktu ki.. Kıskançlıktan öte,insanların birbirlerine karşı bir mesafeleri olması gerektiğini düşünüyordu. Geveze'nin her seferde Bir Çeşit Ben'in bazı davranışlarına dikkat etmesini söylediği gibi kendisinin de söyleyebileceğini düşünmüştü kendince. Bunun mümkün olmadığını anladı. Geveze sonrasında aşırı öfkelendi. Ve Bir Çeşit Ben,kendini özür dilerken buldu. Geveze'ye kıyamıyordu. Nolursa olsun kızmasını,küsmesini istemiyordu.

Ödev için anket uygulamak üzere kafeteryaya gittiler. Geveze de grubun en sessiz bireyini alıp okula döndü anket için. Mm.. Bu kişinin de adı Gamsız olsun :) Gamsız gerçekten de sessizdi,sakindi hatta bazen aşırıya kaçıp vurdumduymazlığa varıyordu. Bir Çeşit Ben'e göre cast ajansına falan başvurabilecek kadar yakışıklıydı. Ama Gamsız böyle şeylerle uğraşamayacak kadar rahat biriydi. Bazen sessizliğini şakayla karışık ağır laflar edebilirdi.

Bir Çeşit Ben, Geveze'nin gidişini fırsat bilip kendine düşen anketleri insanlara dağıtmaya başladı. Başta insanların "Zamanım yok, uğraşamam"gibi cevaplar vereceğinden emindi. Ama baştan pes etmemeliydi. En sevimli haline bürünüp, suratına küçük bir gülümseme yerleştirmesi yeterli olabilirdi. Acele acele işe koyuldu. Gördü ki olay düşündüğünden daha kolaydı. Şirinliklerle, esprilerle ikna edip anketi yapmayanlara bile espriler yapıp teşekkür etti.. Hele bir pearcing'li vardı ki tam çeşitti. Eğitim fakültesinde şimdiye kadar öyle değişik tipler gördüğünü hatırlamıyordu Bir Çeşit Ben. Konuşmaları falan ben buranın ağasıyım tarzındaydı. Bir Çeşit Ben onlara da birer anket dağıttı. Bu işi de baya sevdi. Kızlar genelde biraz kibirli olup cevaplamazken erkekler yardım etmeye daha gönüllüydüler ve nerdeyse hepsi anketi yapmışlardı. Bir Çeşit Ben, anketör falan mı olsam diye düşünmeye başladı. İnsan tanımadığı insanlarla iki dakika konuşunca bile kendisini sosyal hissediyordu.

Dönüşte Geveze'yle konuşmaya çalıştı. Ama Geveze, Bir Çeşit Ben'e daha da sinirlenmişti. Bir Çeşit Ben, kendini ifade edemediğini düşündü. Anlatmaya çalıştı,olmadı. Geveze'yle sakince konuşmak mümkün değildi. Bir Çeşit Ben, korkularıyla eve döndü. Son diye bir şey yok diyip duruyordu ama acaba bunlar bir şeylerin mi işaretiydi. Bir Çeşit Ben'in zorlamaları, ilgi göstermesi, ilgi beklemesi... Boşa mıydı?

Yol boyunca kafasında milyonlarca korku, endişe ve diğer kemirgenlerle eve ulaştı.Evdaşıyla biraz konuştu. Sabahtan beri doğru düzgün tek öğün yemek yemediği için Evdaşından azarını yedi.

2 gündür mutluluktan uçuyordu. Pollyanna karamsarlıklarını aralayıp gelmişti. O günse biriktirdiği bütün mutsuzluğu üzerine püskürtüp gitmişti. Pollyanna'ya tüm nefretimizle ithafen...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme