10 Mart 2012 Cumartesi

Bir Çeşit Ben o akşam aniden Geveze'nin yurduna gitti. Onla konuşmalıydı. Aslında yine hızlı karar verip gitmişti. Kafasında yine taşları yerinden oynatacak planlar oluşmuştu. Akşamın 10 unda Buca denen apaçi mekanının normalden ıssız olduğunu farketti. Korktu. Sağ salim varıp konuştu. Bütün kararları Geveze'yi gördüğü anda yok oldu. Yine de bütün akşamı söylemeli miyim? lerle geçirdi. Huzursuzdu. Vazgeçti.

Sonraki gün Aydın'a gitti. Geveze o gidene kadar yanından ayrılmadı. Eşyalarını hazırlayana kadar bekledi falan. Bu Bir Çeşit Ben'i çok mutlu etti. Geveze'nin yanında olması onun için hayal gibiydi. Ama günden güne daha çok bağlanıyordu. Bağlanmak onun için şimdiye kadar en çok korktuğu şeydi. Nedenini tam olarak kendisi bile bilmiyordu. Düşünmemeye karar verdi. Kafa dinlemeye gidiyordu düşünerek bunalmamalıydı.

Otobüs yolculuğu onun için bi işkenceydi. Gideceği yer Aydın'ın bir köyü olunca bindiği otobüs de eski türk filmlerindeki tavuğunu falan alan yaşlıların bindiği otobüsler gibi bişi oluyordu. Yaş ortalaması yüksekti. O yüzden otobüste farkedilen ilk koku yaşlı kokusuydu. Olur ya hani yaşlıların kendine özgü bi kokusu. Bir Çeşit Ben'in anneannesi,dedesi falan hayatta olmadığından bu konuda daha önce hiç düşünmemişti.Yaşlıların kendine özgü kokuları vardı. İki tür koku. Tabi buna Sabancı,Koç gibi zengin yaşlılar dahil değildi. Bakımlı yaşlılar vardı böyle kimi kolonya kimi de Hacı Şakir sabunu gibi kokuyordu. Böyle yaşlılar nadir sayıdaydı. Bir de böyle isimlendiremediği bir kokusu olan yaşlılar vardı. Bir Çeşit Ben gözleri kapalı olarak bir odaya girse yaşlı kokusunu tanıyabileceğini düşünüyordu.

Aydın'a varmasıyla gerçekten de havası değişti bi mutlu oldu. Bir kere daha yeni 40ı çıkmış bir bebeğin olduğu bir evdeydi. Onla ilgilenmek harikaydı. Tamam çok carlıyordu. Karnı tok, altı pak, sırtı pek durumdayken bile huzursuzlanıp ağlıyordu ama uyurken feciiiiii tatlıydı. Melek gibiydi. Dudakları minnacıktı. Uzaylı gibi kocaman bi kafası vardı. Uyurken rüya görüp gülüyordu. O kadar tatlıydı ki... Bir Çeşit Ben bir gün anne olur muyum nan dedi her kızın kucağına bebek aldığında düşündüğü gibi. Sonra korktu. Sorumluluğu fazlaydı. Üstelik evlenmişti sanki de bebeği kalmıştı. Her bi haltı düşünen beyni bebek fikrini düşünmeyi reddetti. Gençliğinden memnundu.

Haftasonu onun için rahat geçeceğe benziyordu. Geveze ile ilişkileri için dua etti. İçinden bir ses buna ihtiyaç duyuyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme