17 Mart 2012 Cumartesi

Bu Ben, Ben Değil!

Bir Çeşit Ben'in duyguları öyle karışıktı ki. Ve yine kimseyle konuşamıyordu. İçindeki çelişkiler gittikçe dağ gibi oluyordu. Sorular yine peşindeydi.

O hafta ödevler yüzünden çok yoğun ve boğucu geçmişti. Herkesin sinirleri alt-üst olmuştu. Önce tanımadıkları insanlara anket uygulamışlardı. Her hoca mutlaka bir ödev veriyordu. Bir Çeşit Ben isyanlardaydı. Ortaokuldan beri ödev kavramının yok olmaya yaklaştığını düşünüyordu. Şimdi neydi bu koskoca üniversiteli insanlara ödev verip yaptırma çabası :)

O gün uyguladıkları anketleri değerlendirmek için toplandılar. Ve Bir Çeşit Ben o gün içindeki ayrı bir çeşidi ortaya çıkardı. Mutluluk fazla gelmişti. Aşk sarhoşu dedikleri de buydu galiba. Kafasındaki bütün düşünceleri göz ardı etmişti,sınırları unutmuştu. O gün Geveze de kendi gibi değildi. Daha kibardı,daha anlayışlıydı sanki. Bir Çeşit Ben'in üzüldüğü konularda 'Gel konuşalım'demeye başlamıştı. Bu iki kişi de kimdi?
Sorularla yüzleşme vakti gelmişti.


Bir Çeşit Ben o gün anladı ki asıl korktuğu kendisiydi. Yanlış yapan kendisiydi, düşünmesi gereken kendisiydi. Hatta bazı konularda, güvenmediği bile sadece kendisiydi. Bağlanmaktan deli gibi korkup her gün biraz daha bağlanan kendisiydi. Geveze'de de yanlışlar vardı tabi.

Bir gün bişi olsa, kötü bişi.. Geveze nolursa olsun gelir miydi? Henüz Bir Çeşit Ben'in kız arkadaşı olduğunu bile söyleyemiyordu. En basitinden çok küçük bir işi Bir Çeşit Ben'le yapmak ister miydi? Bir yere gitmek istediğinde önce Bir Çeşit Ben'e teklif eder miydi? Genelde hayır. Bir gün sırf hırsından Bir Çeşit Ben'i harcayabilir miydi..olasıydı.. İlişki dediğin bu küçük ayrıntılarda saklıydı.
Bir Çeşit Ben, artık Geveze'yle evlilik hayalleri de kurmuyordu. (Çok rezil bir durumdu evet,ama bir ara Bir Çeşit Ben evde kalmış kızlar gibi kendini gelinlik içinde yada evde yemek pişirirken hayal etmeye çalışır olmuştu.Neyse ki kısa sürmüştü.) Peki ne istiyordu? Neden onun hırslarına, kendisine bağırmasına, yanında başka kızlar hakkında konuşmasına sabretmek zorunda hissediyordu kendini? Neden her seferinde yanlış olduğunu bile bile ona hiç bir konuda hayır diyemiyordu? Ve her seferinde biraz daha bırakıyordu ipleri?
Niye Geveze'nin okulda umursamaz,evde komik ve romantik oluşuna bile haklı bir neden arıyordu? Neden onu anlamaya çalışıyordu? Sevmek bu muydu? İdare etmek miydi?

Tabi diğer bir yanda da Pollyanna vardı fısıldayan. 'Neden kendi açından bakıyorsun ki sen acı çeksen o çekmeyecek mi? Sen idare ediyorsun da o etmiyor mu? Dengesizdir bir anı birine uymaz ama senin için yaptıklarını da göz ardı edemezsin. Belki tamamen bağlanmıcak ama o da yok olmanı istemez' diyordu. Bu Pollyanna ne ara çıkmıştı yine ortaya ki?

Beklemeye karar verdi. Bu kez hızla karar vermemeliydi. Bu kez sadece gözlemeliydi. İlgiyi,sevgiyi, benzerlikleri,farklılıkları, fedakarlıkları..herşeyi gözlemeliydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme