Açken insanlıktan çıkan, konuşmaya mecali kalmayan insan çeşidi Bir Çeşit Ben'leyiz..
Bir Çeşit Ben üniversiteye gideceği yıl, içindeki ruhani duyguları derininden hissederekten üniversite için dualar ediyordu:
"Allam şöle kalabalıkçana bi grubum olsun.. Kızlı erkekli... Durmadan gezelim"
O grup ciddi ciddi oluştu, gezdi tozdu... Sonra bi sarsıldı.. Dağılır gibi oldu..
O gün ise tüm küslükler unutulup tüm arkadaşlar yine bir masada buluştu. Bir Çeşit Ben hariç... Bir Çeşit Ben kafasındakiler yüzünden gidemedi yanlarına.. Nedenini bilmiyordu ama yalnız kalmaya ihtiyacı vardı. Kötü hissetmesini istemeyen Varyemez de Bir Çeşit Ben'deki bu havayı hissedip üstüne gitmemeye çalışıyordu.
Günün sonunda kafasını toplamaya çalışmış, kimseye bir şey belli etmeden onların yanında yer almıştı yine. Mutluydu. İnsanlar birbirleri hakkında ne düşünmüş olurlarsa olsunlar yine bir araya gelebilmişlerdi.
Akşam ise bu bir adım daha ileri gitti. Evdaşı durduk yere gelip "Bişi dicem" diye koca bir merak uyandırdı. Söylediğine göre Oynak'la barışmak istiyordu. Bunun için de Bir Çeşit Ben'in Oynak Çocuk'u çağırmasını istiyordu. Emireli çeşit ben aman siz normale dönün de diyerek denileni yaptı.
Gecenin sonunda Oynak ve Evdaş mutlu mesut geldiler. Rahatlamış görünüyorlardı. Aylardır süren küslük bir buçuk saatlik konuşmayla bitmişti. Bu kadardı yani. Bu kadar kolay ve anlamsız.. Bir Çeşit Ben onları mutlu gördüğüne çok sevinmişti. Oynak Çocuk yine rahatça evlerine giriyordu. Ama o kadar zaman kıramadıkları gururları yüzünden saçma sapan bir durum oluşturmuşlardı. İnsanları anlamak zordu... İlerde nolacağı da belli değildi...
18 Ekim 2012 Perşembe
16 Ekim 2012 Salı
Kaçma Kaçma Kaçma..Kaçmadan da Olur İşte
Gururuna yenik düşüp hayatında bir kere bile "Öğrenciyiz abi bir indirim yap" diye pazarlığa girmeyi başaramamış Bir Çeşit Ben insanıyla devam ediyoruz.
Bir Çeşit Ben o günlerde yine Güzin Ablalığa girişmişti. İnsanları dinlemeyi seviyordu. Ama insanları dinledikçe uzun süredir kendini dinlemediğini de farkediyordu.
Bir Çeşit Ben o gün eve gittiğinde Evdaşı'nın İzdivaç programı izlediğini ve iç geçirdiğini gördü. Ne olduğunu sorduğunda aldığı cevap onu şoke etti..
"Bir Çeşit Ben yaaa... Kadın 42 yaşında hiç evlenmemiş ya bende böyle olursam?" bu laf karşısında ne diceğini bilemeyen Bir Çeşit Ben olaya tamamen farklı yaklaşmış ve
"Kız yazık bu insanlara yaa.. Düşünsene bu insanlar yalnız ve bu programı yapanlar bu insanların yalnızlıkları üzerinden para kazanıyorlar..."
Sonrasında Evdaşı ve Bir Çeşit Ben kendi fikirlerini savundular.. Evdaşına göre Bir Çeşit Ben yalnızlık nedir bilmezdi. Sanki Bir Çeşit Ben her hafta bir sevgili değiştiriyordu...Bir Çeşit Ben için o program bir çeşit işkence oldu.. Evdaşsa evde kalma korkularını dile getirdi durdu..
Onun dışında Oynak Çocuk, yalnızlık hissediyordu ve Bir Çeşit Ben'le Varyemez'e nerdeyse her konuda alınıyordu.. Bir Çeşit Ben nefret ediyordu alınganlık olayından.. Ama o günlerde onu da idare etmeleri gerekiyordu.
Varyemez ise kendisine XL gelen ilişkisinden kurtulma çabalarındaydı. Yaşı büyük ama duyguları ağır sevgilisi, Varyemez'e gelecek planlarından bahsedip, kıskançlıklarla onu boğunca Varyemez Pembe Kafa alışmaya çalıştığı ilişkisinden ümidi kesmişti. Ancak kendisine kesinlikle hiç bir zararı dokunmamış birine bir anda "Ayrılmak istiyorum.. Sorun sende değil bende" cümlelerini sıralamak o kadar da kolay değildi... Üstelik eskilerden beri bir türlü ulaşamadığı Kurbat da bu konuda etkiliydi.. Ve enişte olcak kişilik Varyemez'in duygularının Kurbat'ı görmesinden etkilendiğini düşünüyordu da...O ara Bir Çeşit Ben lise arkadaşlarını, eski yurt arkadaşlarını görüyordu. Onları da dinliyordu. O gün liseden arkadaşı Arap, Bir Çeşit Ben'in dersine girmişti. Ve o gün Bir Çeşit Ben tesadüfen güzel giyinmişti. Tabiki magazin spikeri kafasındaki insanlar direk sorulara başlamıştı
"Bir Çeşit Ben, bu çocuk kim?"
"Hayrola sen bugün bir bakımlısın sanki? Arkadaşın da gelmiş?"
Bir Çeşit Ben insanların bu kadar çabuk yargılamalarına çok şaşırmıştı.. Birileri hakkında senaryolar yazmak bu kadar kolay olmamalıydı.
O akşam Bir Çeşit Ben ve Varyemez Pembe Kafa, İzmir'in o güzel denizine karşı oturup uzuuun uzun konuştular.Varyemez kendisini yargılamadan dinleyen Bir Çeşit Ben'e destek olmak istiyordu. Ancak Bir Çeşit Ben hep "iyiyim" diyordu.
Varyemez'e göre Bir Çeşit Ben kendiyle yüzleşmeliydi. Herkesi dinlemesi iyiydi ama kendisini dinlemeyi unutuyordu.. Ciddi anlamda Bir Çeşit Ben yaklaşık 5 aydır durmadan insanlarla konuşuyordu, durmadan dinliyordu, gülüyordu ve herkese "Ben iyiyim" diyordu. Fakat bir an olsun kötü düşünceleri ya da hissettikleri hakkında düşünmemişti. Herkes geçen senenin sonunda biten ilişkisi hakkında bir şeyler soruyordu ya da bir şeyler hatırlatıyordu. Gezgin Çocuk, Antakya'daki arkadaşları ve nerdeyse herkes...Hiçbir olaya merak duymayan Gamsız bile Varyemez'e Bir Çeşit Ben'i sormuştu. Betelesi "Ee her konuda konuştuk..Ailen, arkadaşların..Diğer konu?" diye hatırlatmada bulunmuştu..Bir Çeşit Bense bir çeşit şizofren edasıyla yaşananlar başkasının başından geçmiş gibi herkese yarım yamalak cevaplar veriyordu. Ancak bu inkarlar ve ertelemeler omuzlarında bir baskı yaratıyordu.Sanki içinden bir ses ardında durup kendisini çekiştiriyordu. O gün Varyemez Pembe Kafa;
"Bak" dedi "Kendini dinlemekten korkma, hissettiklerinle yüzleş..İlk geldiğimizde olanlar yüzünden öfkeliydin ama şimdi öfkeli değilsin peki ne haldesin?" demişti.
Bir Çeşit Ben bilmiyordu..Hiç düşünmemişti..Öfkeli değildi, kimseye kızmıyordu. Ne hissettiğini bilmiyordu. Bir şeyler görüyordu, dinliyordu hatta rüyalar görmüştü bu biten ilişkiyle ilgili.. Rüyalarında çok mutluydu Geveze.. Hatta kendisiyle acımadan dalga geçiyordu. Rüya tabirleri bunun tersine işaret etse de Bir Çeşit Ben onun gerçek halini kimseye sormamıştı.
O gece Bir Çeşit Ben kendini rahatlatmak için bir şeyler anlattı ama hala bir şeylerin eksik kaldığını farketti. Hissettiklerini anlamıyordu. "Ben böyle hissediyorum" demekten korkuyordu.. Yanlış hissetmekten korkuyordu.. Hislerin doğrusu yanlışı olur mu onu da bilmiyordu...Yine düşünmedi ve erteledi. Bir gün bu erteleyişlerinin patlamasından da korkuyordu.
Bir Çeşit Ben yine kaçarcasına bayram tatiline güveniyordu. Varyemez'in deli olacağını bilse de inatla "Amaan bir kaç gün sonra eve gitcez ne önemi var?" diyordu.
14 Ekim 2012 Pazar
HIMYM da Süpper Sezon
How I Met Your Mother dizisi bu ay 8.sezonuna giriş yaptı... Geçen sezon oldukça durgun geçen ve izleyenlere "Oyyyy hadi bitsin artık" dedirten dizi sezona Barney ve Robin'in evleneceği mesajını vererek etkileyici bir giriş yaptı..
Barney ve Robin ayrıldığında diziyi izleyemeyen biri olaraaak bu sezon benim için çoook çok iyi oldu. Evet doğrudur çok kaptırıyorum bu diziye :) Lily'nin söylediği gibi o ikisi arasında garip bir kimya var aslında. Ve diziyi yürüten büyük oranda bu bence...
Dizinin yeni sezonuna öyle odaklanmışım ki tatilde rüyamda Barney Stinson sevgilimdi :D Ama nasıl bir değişim, nasıl bir dönüşüm... Güya Barney benim için uslanmış da... Etrafımda pervaneymiş de gezip tozuyormuşuz da :D Böyle bir "Legen... wait for it... dary" diyişi var ki....Uyandığımda suratımda bir sırıtış olduğunu hatırlıyorum...Tabi bir de Barney'i canladıran Neil Patrick Harris'in gerçek hayattaki karısı mı kocası mı neyi oluyosa eşini düşününce gördüğüm rüyaya naleet diyorum :D
Bakalım senaristler sezona girişte verdikleri evlilik olayını sezonun sonunda gerçeğe çevirecekler mi? Dizi daha kaç sezon sürecek? Ted Mosby'nin sarı şemsiyeli karısı ortaya çıkacak mı? Ve daha bissürüü şey...
10 Ekim 2012 Çarşamba
Platonizimli Haller Bunlar
müzik de dinle :)
Bir Çeşit Ben kepçe, İzmir kazan durumları devam ederken; Bir Çeşit Ben insanının ruh halini incelemeye devam ediyoruz.
Bir Çeşit Ben o günlerde arkadaşı Oynak Çocuk'la sorunlar yaşıyordu. Oynak o ara "Emre Aydın" moduna bağlamış, melul melul dolanıyordu. Esprileri yavan, gülücükleri, şakaları ve konuşmaları sahteydi. Oynak Çocuk'un huyu buydu; mutsuz oldukça mutlu rolü yapardı. Yüzündeki ifadeyse bas bas "Mutsuzum uleen" diye bağırıyordu.
O gün ise Bir Çeşit Ben sabrı bıraktı, isyana geldi. O sabah Bir Çeşit Ben gıcıklık için Oynak Çocuk'a takılıyordu.Laf sokuyordu, dalga geçiyordu. Normal şartlar altında (n.ş.a'da) Oynak çocuk bunlara güler geçer "Eğlensin gariban" tavrında karşılık verirdi.Oynak birden alınganlık şoku verilmiş gibi bir irkildi ve sokağın ortasında bağırmaya başladı. Bir Çeşit Ben şaşkınlık içinde bakakaldı. Sonra da sinirle çekti gitti.
Gün boyu Bir Çeşit Ben, Oynak Çocuk'a bakmadı bile. Oynak Çocuk her zaman yaptığı gibi olayı unutturmak için şakalarla Bir Çeşit Ben'e takıldı. Ama Bir Çeşit Ben, bir çeşit öfke fırtınasıyla bu tavırla daha da sinirleniyordu.
Akşam Oynak Çocuk dayanamadı, Bir Çeşit Ben'i aradı. Yine şakalar yine şakalar... Bir Çeşit Ben hırsa geldi, makinalı tüfeğe bağlamış gibi başladı:
"Oynak, sen varya herkese böyle yapıyosun..
Olayı öyle şakalarla kapatmaya çalışacaksan hiiiç konuşma
Zaten o gün de şöyle demiştin
bla bla bla"
Oynak en son derin bir nefes aldı. "Senle yüzyüze konuşalım en iyisi" dedi.
Bir Çeşit Ben gittiğinde kırmızıyı unutmuş boğa misali sakin ve rahattı. Oynak da adam akıllı özrünü diledi. Ve aslında bu melul ve dengesiz hallerinin neden olduğunu da açıkladı ki; durum korkunçtu. Oynak aşk acısı çekiyorduuu! (Arkada bir gerilim müziği hayal et)
Oynak Çocuk tam bir Türk filmi klasiğinde "Çok güzel bir kız değil, hatta soğuk bir şey. Onu görmediğimde tamam bıraktım bu işi, uğraşmıcam diyorum. Ama onu görünce bir şey çekiyor sanki anlamıyorum." demişti. Sonrasında devam etti. Anlattığına göre Oynak Çocuk, tam bir cesaret örneği sergileyerek gitmiş kıza "Konuşabilir miyiz" demişti ve girmişti söze. Kıza sebeb-i ziyaretini söyleyip ilan-ı aşkını da etmişti. Bu cesaret örneği ise buz dağına çarpan Titanik olmuş, batıvermişti. Kız, bir sevgilisi olduğunu söylemişti. Mesajlara tepki vermemesi, konuşmaması hep bundandı...
Bir Çeşit Ben "Ayyyy kıyamam yaaa.. Ama afferin sana çocuk. Valla bak.. Duygularını o saçma salak şakalarla örtmeyi bırakıp kızla yüzleşmişsin. İnsanlarla ciddi konuşmayı öğrendin sen yaaaav" diye vermişti gazı.
Sonraki günlerde ise Oynak daha kötü hallere girmişti. Bir Çeşit Ben, Oynak'a ne olacağını bilmiyordu. Bir çare de bulamıyordu. Ama Oynak'ın canı sıkıldıkça dengesizliklerden dengesizlik seçeceği belliydi.
Bir Çeşit Ben kepçe, İzmir kazan durumları devam ederken; Bir Çeşit Ben insanının ruh halini incelemeye devam ediyoruz.
Bir Çeşit Ben o günlerde arkadaşı Oynak Çocuk'la sorunlar yaşıyordu. Oynak o ara "Emre Aydın" moduna bağlamış, melul melul dolanıyordu. Esprileri yavan, gülücükleri, şakaları ve konuşmaları sahteydi. Oynak Çocuk'un huyu buydu; mutsuz oldukça mutlu rolü yapardı. Yüzündeki ifadeyse bas bas "Mutsuzum uleen" diye bağırıyordu.
O gün ise Bir Çeşit Ben sabrı bıraktı, isyana geldi. O sabah Bir Çeşit Ben gıcıklık için Oynak Çocuk'a takılıyordu.Laf sokuyordu, dalga geçiyordu. Normal şartlar altında (n.ş.a'da) Oynak çocuk bunlara güler geçer "Eğlensin gariban" tavrında karşılık verirdi.Oynak birden alınganlık şoku verilmiş gibi bir irkildi ve sokağın ortasında bağırmaya başladı. Bir Çeşit Ben şaşkınlık içinde bakakaldı. Sonra da sinirle çekti gitti.
Gün boyu Bir Çeşit Ben, Oynak Çocuk'a bakmadı bile. Oynak Çocuk her zaman yaptığı gibi olayı unutturmak için şakalarla Bir Çeşit Ben'e takıldı. Ama Bir Çeşit Ben, bir çeşit öfke fırtınasıyla bu tavırla daha da sinirleniyordu.
Akşam Oynak Çocuk dayanamadı, Bir Çeşit Ben'i aradı. Yine şakalar yine şakalar... Bir Çeşit Ben hırsa geldi, makinalı tüfeğe bağlamış gibi başladı:
"Oynak, sen varya herkese böyle yapıyosun..
Olayı öyle şakalarla kapatmaya çalışacaksan hiiiç konuşma
Zaten o gün de şöyle demiştin
bla bla bla"
Oynak en son derin bir nefes aldı. "Senle yüzyüze konuşalım en iyisi" dedi.
Bir Çeşit Ben gittiğinde kırmızıyı unutmuş boğa misali sakin ve rahattı. Oynak da adam akıllı özrünü diledi. Ve aslında bu melul ve dengesiz hallerinin neden olduğunu da açıkladı ki; durum korkunçtu. Oynak aşk acısı çekiyorduuu! (Arkada bir gerilim müziği hayal et)
Oynak Çocuk tam bir Türk filmi klasiğinde "Çok güzel bir kız değil, hatta soğuk bir şey. Onu görmediğimde tamam bıraktım bu işi, uğraşmıcam diyorum. Ama onu görünce bir şey çekiyor sanki anlamıyorum." demişti. Sonrasında devam etti. Anlattığına göre Oynak Çocuk, tam bir cesaret örneği sergileyerek gitmiş kıza "Konuşabilir miyiz" demişti ve girmişti söze. Kıza sebeb-i ziyaretini söyleyip ilan-ı aşkını da etmişti. Bu cesaret örneği ise buz dağına çarpan Titanik olmuş, batıvermişti. Kız, bir sevgilisi olduğunu söylemişti. Mesajlara tepki vermemesi, konuşmaması hep bundandı...
Bir Çeşit Ben "Ayyyy kıyamam yaaa.. Ama afferin sana çocuk. Valla bak.. Duygularını o saçma salak şakalarla örtmeyi bırakıp kızla yüzleşmişsin. İnsanlarla ciddi konuşmayı öğrendin sen yaaaav" diye vermişti gazı.
Sonraki günlerde ise Oynak daha kötü hallere girmişti. Bir Çeşit Ben, Oynak'a ne olacağını bilmiyordu. Bir çare de bulamıyordu. Ama Oynak'ın canı sıkıldıkça dengesizliklerden dengesizlik seçeceği belliydi.
7 Ekim 2012 Pazar
Demirci'ye Gelivedik İşteee
Oppa Gangnam Style şarkısına gönül verenler üyesi Bir Çeşit Ben'le devam ediyoruz..
Bir Çeşit Ben o haftasonunu arkadaşı Beti'nin yanında geçirdi. Beti, Manisa'nın Demirci ilçesinde okuyordu. İzmir'e yaklaşık 3,5 saat uzaklıktaydı. Demirci, Bir Çeşit Ben'e TTNET'in meşhur Mümkünlü Köyü'nü hatırlatmıştı.
Bir Çeşit Ben için Manisa macerası otobüste yanına oturduğu Elif Dezze'nin konuşmalarıyla başlamıştı. Bir Çeşit Ben, otobüslerde mutlaka konuşkan birinin yanına düşerdi. Yine öyle olmuştu. Elif Teyze konuşmaya; "Okumaa mı geldin bakem sen İzmir'e?" diye başlamıştı. Sonrasında da 2 dakika oturup gidecekmiş gibi eğreti oturduğu koltukta Bir Çeşit Ben'e ordu, anlattı durdu..
"Adın ne senin?"
"Benimki de Elif unutma" (Bir Çeşit Ben neden unutmaması gerektiğini anlamadı ama unutmadı da :))
"Biz de gız çıkadık, dünürle gidiveriyoz şindi"
Bir Çeşit Ben önlerde oturduğu için arada muavin ve şoförün de konuşmalarına tanık oluyordu. "Tilifonu ve bakim" diye ciddi bir şekilde muavin gençten bir şey isterken Bir Çeşit Ben gülmemek içi kendini zor tutuyordu. Bu insanlarla siyaset falan konuşulmazdı. Bu kişiler ciddi konuşuyor olamazlardı. Çünkü bu konuşma ciddiyet için fazla tatlıydı :D
Bir ara Elif Dezze, Demirci'yi anlatmaya başladı Bir Çeşit Ben'e.
Bir Çeşit Ben inatla "Arkadaşım küçük bir yer demişti aslında. Gezecek bir yer yokmuş mesela" dese de Elif Dezze kendi hayvan yetiştirdikleri köylerinden büyük olduğunu söyleyip "Koccaman bir yer" diyordu. Bir de ekliyordu "Koccaman olmasa koca ünivesiteyi oraya kurarlar mıydı hiç"
Ahmetli, Turgutlu, Salihli gibi erkek isimlerinin ardarda geldiği ilçelerden ve bir sürü inek, eşek ve bağ-bahçeden sonra Bir Çeşit Ben otogara ulaştı. "Otogar denen yer"e demek daha doğruydu aslında. Çünkü Bir Çeşit Ben bir kaç tane otobüsün bulunduğu o yere hayatta otogar demezdi. Yine de insanların konuşmaları ve yardımseverlikleri ile Demirci tam bir dinlenme yeriydi. İnsanın olacaksa böyle bir kaçamak yeri olacaktı. Yorulunca gelip günlerce huzur patlaması yaşayacaktı....
Bir Çeşit Ben o haftasonunu arkadaşı Beti'nin yanında geçirdi. Beti, Manisa'nın Demirci ilçesinde okuyordu. İzmir'e yaklaşık 3,5 saat uzaklıktaydı. Demirci, Bir Çeşit Ben'e TTNET'in meşhur Mümkünlü Köyü'nü hatırlatmıştı.
Bir Çeşit Ben için Manisa macerası otobüste yanına oturduğu Elif Dezze'nin konuşmalarıyla başlamıştı. Bir Çeşit Ben, otobüslerde mutlaka konuşkan birinin yanına düşerdi. Yine öyle olmuştu. Elif Teyze konuşmaya; "Okumaa mı geldin bakem sen İzmir'e?" diye başlamıştı. Sonrasında da 2 dakika oturup gidecekmiş gibi eğreti oturduğu koltukta Bir Çeşit Ben'e ordu, anlattı durdu..
"Adın ne senin?"
"Benimki de Elif unutma" (Bir Çeşit Ben neden unutmaması gerektiğini anlamadı ama unutmadı da :))
"Biz de gız çıkadık, dünürle gidiveriyoz şindi"
Bir Çeşit Ben önlerde oturduğu için arada muavin ve şoförün de konuşmalarına tanık oluyordu. "Tilifonu ve bakim" diye ciddi bir şekilde muavin gençten bir şey isterken Bir Çeşit Ben gülmemek içi kendini zor tutuyordu. Bu insanlarla siyaset falan konuşulmazdı. Bu kişiler ciddi konuşuyor olamazlardı. Çünkü bu konuşma ciddiyet için fazla tatlıydı :D
Bir ara Elif Dezze, Demirci'yi anlatmaya başladı Bir Çeşit Ben'e.
Bir Çeşit Ben inatla "Arkadaşım küçük bir yer demişti aslında. Gezecek bir yer yokmuş mesela" dese de Elif Dezze kendi hayvan yetiştirdikleri köylerinden büyük olduğunu söyleyip "Koccaman bir yer" diyordu. Bir de ekliyordu "Koccaman olmasa koca ünivesiteyi oraya kurarlar mıydı hiç"
Ahmetli, Turgutlu, Salihli gibi erkek isimlerinin ardarda geldiği ilçelerden ve bir sürü inek, eşek ve bağ-bahçeden sonra Bir Çeşit Ben otogara ulaştı. "Otogar denen yer"e demek daha doğruydu aslında. Çünkü Bir Çeşit Ben bir kaç tane otobüsün bulunduğu o yere hayatta otogar demezdi. Yine de insanların konuşmaları ve yardımseverlikleri ile Demirci tam bir dinlenme yeriydi. İnsanın olacaksa böyle bir kaçamak yeri olacaktı. Yorulunca gelip günlerce huzur patlaması yaşayacaktı....
3 Ekim 2012 Çarşamba
Bu Ne Dünya Kardeşim Küsen Küsene
Bir Çeşit Ben'in İzmir'deki sefil öğrenci evinde de günler olaysız geçmemeye kararlıydı. Bir Çeşit Ben o gün yaşadığı gerginlikten sonra buna emin oldu...
Uzun zamandır Bir Çeşit Ben'in Evdaşlarından biri ve Oynak Çocuk küslerdi. İki taraf da bu küslükten çok kötü etkilenmiş, kendilerini yalnız hissetmişler ama bir türlü kamuoyuna bunu belirtmek istememişlerdi. Halbuki ikisinin de huzursuzlukları yıl boyu yüzlerinden okunmuştu. Oynak Çocuk, Ramazan'ı da fırsat bilerek bir adım atmış ancak beklediği karşılığı görememişti. Ama barışmak için yapacaklarının bu kadarla kalmayacağını da belirtmişti. Hatalı olduğunun farkındaydı. Bir Çeşit Ben'in tanıdığı kadarıyla ise Evdaş öyle kolay affedecek biri değildi. Yine de ne olacaksa olsun diyordu içinden.
O akşam Bir Çeşit Ben evde tek başına sıkılıp Oynak Çocuk'un yanına gitti. Sokaklarda öyle boş boş dolaştılar. Oynak Çocuk esasen çok komik biriydi. Hep gülerdi. Hatta derdi olduğunda belli etmemek için daha çok gülerdi ve derdini saklamaya çalışırdı.
Dönüşte Bir Çeşit Ben baktı ki Oynak Çocuk evin önüne gelmelerine rağmen gitmiyor. Daha önce defalarca anlattığı şeyleri baştan anlatıyor... Bir anda durup "Konuşacaksın dimi o yüzden gitmiyosun?" dedi. Oynak da yine gururundan ağzında geveledi "Eh yani olabilir"
Bir Çeşit Ben, bir çeşit güzin abla edasıyla yaklaştı olaya:
"Ya hatalı olduğunu biliyosun. Ama gidip de naber lan falan diye olayın üstünü kapatmaya çalışma. Otur yanına söyle hatalıydım diye. Bu büyüklüktür sonuçta. Böyle durumlarda oturup ciddi ciddi konuşman gerekir." dedi.
Oynak Çocuk çok kararlıydı konuşmak için. Ama Bir Çeşit Ben, kavga çıkmasından korkuyordu.
Eve geldiler. Evdaşı odaya geçti. Bir Çeşit Ben ve diğer Evdaşı gerginlik içinde beklemeye başladılar. Oynak Çocuk gidip kapıyı çaldı. Evdaş dediğim dedikti. Kapıyı açmadı ve konuşmak istemediğini belirtti.
Oynak Çocuk "Açsana" falan diye çok dil döktü. Evdaş tınlamadı. Oynak, Bir Çeşit Ben'in yanına geldiğinde hala gülüyordu ama bu gülüşün sahte olduğu o kadar belliydi ki...O an Bir Çeşit Ben'in içinden Oynak Çocuk'a sarılmak geldi, ama onu da utandırmak istemedi. Çok üzülmüştü bu duruma. İçinden "Kıyamam yaaa" diyip duruyordu.
Oynak Çocuk umudunu yitirip gittiğinde Evdaş geldi. Bir Çeşit Ben'le konuşmak istedi. Bir Çeşit Ben olabildiğince tarafsız davranmaya çalıştı. "İkiniz de mutsuzdunuz bence. Anında affet diyemem ama bu küslük omuzlarında yük yapıyor; sana da yazık" dedi. İçinden de "Vay beee ne konuşurmuşum bana bak sen" diye şaşırdı kendine :D Evdaş açıklamaya çalıştı. "Benim de yapım böyle biliyosun, affedemem" dedi. Oynak'a çok kırıldığını ve içinin şu an daha rahat olduğunu söyleyince Bir Çeşit Ben için söyleyecek bir şey kalmamıştı.
Oynak eve gidince şu şarkıyı paylaşmıştı. İçinden neler geçirdiği belliydi...O gün tüm ev halkı için çok gergin bitmişti. Kimse daha fazla yorum yapmasa da evde elle tutulur bir gerginlik kalmıştı. Bir Çeşit Ben, insanların bazen ne büyük hatalar yaptıklarına, bazı insanların güçlü olmak uğruna ne büyük yükler taşıdığına şaşırdı.. Günlerin ne getireceği belli değildi ama galiba Oynak Çocuk ve Evdaş'ının arkadaşlıkları için pek de umut kalmamıştı...
2 Ekim 2012 Salı
Kibirli Değil Sıkıntılı
Uydu bulup, ilk olarak çizgi film kanalı Cartoon Network izleyen öğrenci kişisi Bir Çeşit Ben'i incelemeye devam ediyoruz..
Bir Çeşit Ben ve Evdaşları o gün, o karıncalı mı karıncalı eski TV'leri için uydu almaya gittiler. Böylece bir kaç kanal yüzü göreceklerdi...
Tamirciye gittiklerinde Bir Çeşit Ben başka bir dünyaya girmiş gibi hissetti.. Alet takımları falan.. Çok garipti. Herşeyi inceledi, ne işe yaradığını tahmin etmeye çalıştı. Bir Çeşit Ben, bir ara tamirci çocuğun ellerine baktı. Hızlı hızlı kesiyordu kabloları falan..Elleri de sırf damardan oluşuyordu sanki... Bir Çeşit Ben böyle eli işe yatkın insanlara bayılıyordu. Kendisi beceremezdi öyle şeyleri. İş eğitimi dersinde de ya arkadaşına ya babasına yaptırır hallederdi olayı... Böylece millet bir kaç tahta boyamayı öğrenirken; kendisi insanlara işlerini nasıl yaptırabileceğini öğrenmişti.
Bir Çeşit Ben için hayat geçen yıldan daha yoğundu. Her gün başka bir iş, başka insanlar... Ancak okul korkunç derecede sıkıcı geliyordu. Lisede de okul kapısından girer girmez uykusu gelirdi zaten. Okula karşı fobi diye bir şey varsa Bir Çeşit Ben kesinlikle onu yaşıyordu. Okuldan sonra yerinde duramıyordu. İnsanlar aynıydı, ortamlar aynıydı. Sıkılıyordu. O gün Gamsız "Ne bu havalar?" diye yargılayıvermişti Bir Çeşit Ben'i. Demek ki dışardan bu can sıkıntısı kibir gibi görünüyordu. Halbuki Bir Çeşit Ben sadece duramıyordu. Bir yerde on dakikadan fazla durmak boğuyordu sanki onu.. Kışın o kapalı yerlerde ne yapacağına dair hiç bir fikri yoktu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












