28 Şubat 2013 Perşembe

İşte Gidiyorum Bir Şey Demeden

Her sabah yoğun bir açlık hissiyle dünyaya merhaba diyen Bir Çeşit Ben insanıylayız.

Bir Çeşit Ben, Hatay'daki son günlerini daha fazla insan görmeye çalışarak geçiriyordu. Azrail'den sonra Kara Böcük'le görüşmüştü. Kara Böcük, onu hiç beklemediği bir anda Kara Enişte'yle tanıştırmaya karar verdi. Bir Çeşit Ben emri vakilerden nefret eden insan çeşitlerindendi ve Kara Böcük onca yıldır bunu öğrenememişti. Bir Çeşit Ben iki saatliğine insanları idare edebileceğine kanaat getirdi ve nefesini tutup dakikaları saymaya başladı.

Kara Enişte, Kara Böcük ve Bir Çeşit Ben'i arabasıyla almaya gelmişti. Bir Çeşit Ben o an "İşte hayalimdeki olay" demekten kendini alamadı. Arabaya biner binmez gözlemci algıları açılan Bir Çeşit Ben her yeri incelemeye başlamıştı.

Kara Enişte düşündüğünden daha sessiz biriydi. Ve Kara Böcük ona şefkatle yaklaşıyordu. Bir Çeşit Ben feminizmin doruklarında konuşmalar yapan Kara Böcük'ün sevgilisinin yanında böyle olmasına çok şaşırmıştı. Bir Çeşit Ben, Kara Enişte'yle ne kadar çok konuşmaya çalışsa da Kara Enişte aşırı sessiz yapısıyla Bir Çeşit Ben'in sinirlerini bozmuştu. İşin daha kötüsü her "Neyse ben gideyim"den sonra misafirver halleriyle gitmesine izin de vermemeleriydi. Bir Çeşit Ben bir kez daha sessiz insanları sevmediğine karar verdi. Tabi ki bir şey demedi...

Genelde zamanının büyük bir kısmını ailesiyle geçiren Bir Çeşit Ben o akşam Hocaanım'a bir iyilik yapıp akşam yemeğini kendisi yapmaya karar verdi. Kardeşi Çirkin Kral da krep yapacaktı. Usta Çirkin Kral ve Yardımcısı Bir Çeşit Ben o akşam "Harika Makarnaları ile Enfes Krepleri"ni sofraya koydular. Bir Çeşit Ben kardeşi Çirkin Kral'la mutfakta iyi bir ikili olduklarını farketti. Ve ilerideki gelinini çok kıskandı. Kimse kardeşini alamazdı. Kafasında uzuun bir "Haaaayııııır" çınladı... Ama dışında bir şey demedi...

Sonraki gün ise olaylı çift Azrail ve sevgilisiyle buluştu. Azrail yine koca bir tartışma çıkarıp suratını asmayı tercih etti. Bir Çeşit Ben yine içinden dakikaları saydı. Ancak o gün "Bugün son görüşmemiz ayıp yaaa" diye içinden de olsa sızlanmadan edemedi. İnsanları idare ede ede sabır taşına döndüğünü hissediyordu. Yine bir şey demedi...

Herşeyi teyzesi Cadaloz'un kendisi için hazırladığı sofraya geçtiğinde unutuverdi. Tüm insanları, ayıpları, yanlışları, dedikoduları... O sofrada kendisini güvende hissettiği kocaman bir aile ve bolca dedikodu vardı. Sataşmalar yanlış anlaşılmazdı. Bir Çeşit Ben gittiği her ortamda bu rahatlığı özleyeceğini biliyordu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme