3 Mart 2013 Pazar

Bir Otobüs Çilesi Daha

"Nerde bıraktım kalbimi acaba..Ah nerede vah nerede" cümlesindeki koyu yazılmış kelimenin yerine sahip olduğu tüm eşyaların yazılabileceği dağınık insan Bir Çeşit Ben'le beraberiz.

Bu cümleyi okumaya üşenmediysen seni tebrik ediyor yolculuğumuza seninle devam ediyoruz ;)

Bir Çeşit Ben o sabah "Korkunç Sabahlar Var Hayatta Vol:2" çekimlerine girmişti. Üzerine ölü toprağı atmışlar hatta çiçek dikmişlerdi. Yerinden kalkamadı. Evde tek başınaydı ve günün ilk konuşmasını alarma "Bu kadar erken çalmak zorunda mısın?" şeklinde şizofrence bir şekilde yapmıştı.

Yapması gereken bir çok iş vardı. O gün yolculuk vardı. Yolculuk demek Bir Çeşit Ben için eşyalarını kaybetmesi, Hocaanım'a sorup bıkmadan usanmadan "Nereye koyduysan ordadır" cevabını alması demekti.

İlk önce hastaneye gidip bayık gözlü, soğuk nevale cüce hanımdan lenslerini alması gerekiyordu. O lensler için kadınla resmen söz düellosuna girmişti. Koskoca hastanede post makinası yoktu... Bir Çeşit Ben çeşitli damardan girme, sinirlenme ve vurdumduymaz davranma taktikleriyle lenslerin parasını takside bağlamıştı. Eskiden olsa kibar kibar "peki" dicek olan Bir Çeşit Ben yılların onu çirkefleştirdiği gerçeğiyle yüzleşmişti.

Hastaneden çıktığında uykusuzluk ve sinirle hızlı hızlı yürüyordu. Birden kuaföre gitmesi gerektiğini hatırladı. Otobüse bindi.. Her zaman gittiği kuaföre acele bir şekilde girdi. "Merhabaa" dediğinde farketti ki yıllardır yollarını eskittiği kuaförü artık o kuaför değildi. Kuaförü el değiştirmişti. Ve içeride biscolata erkeği olmaya aday gösterilecek uzun boylu, kumral bi nimet... Erkek kelimesi onun için yanlış olurdu. O Allah'ın hobi diye yarattığı bir şeydi..

Saçlarını ordaki kızların kesmesini bekleyen Bir Çeşit Ben kızlara doğru dönüp "Kesim" istediğini söyledi. Kızlar Bir Çeşit Ben'i kesim için hazırladı. Ve o uzun boylu, heykelimsi kişilik Bir Çeşit Ben'in saçlarını kesmeye başladı. Bir Çeşit Ben o an nefes bile alamadı. Konsere gidip de hayranı oldukları sanatçıya bağıran kızlar gibi çığlık atmamak için kendini zor tuttu. "Aman Allah'ımmm bu yaratık benim saçlarımı kesiyor..Vay canınaaaa" Tüm uykusuzluğu giden Bir Çeşit Ben'in heyecanı çenesine vurmuştu. Kuaförden çıktığında günü güzel geçmeye başlamıştı.

Otobüs yolculuğu ise hayatın sillesi gibiydi. Hayat ona "Bu kadar heyecan sana yeter" demişti. Hatay'dan çıktıkları anda Bir Çeşit Ben'in ağzı ve elleri kurumaya başlamıştı.Hava değişiminin bu kadar çabuk olanına hiç rastlamamıştı. Bir-iki kere muavinden su istedi. Ancak susuzluğu bir türlü dinmiyordu. Kendini fen dersinde difüzyon-osmoz konularında kullanılan salatalık gibi hissetti. Dudakları ve elleri büzüşüyordu. "Bi gram daha suu" diye yalvarmamak için kendini zor tuttu.

İzmir'e vardığında otobüs çilesinin bitmesine çok sevinmişti. O kadar zamandır geçirdiği en kötü yolculuktu. Ne uyuyabilmişti ne de izleyecek bir yol vardı. Sıcaktan ve kurumuş ellerden oluşan yolculuğuyla İzmir'e bir kez daha merhaba dedi...

2 yorum:

  1. yolculuklardan nefret eden biri olarak ışınlanmak istiyorum bir yerlere.Otobüse binerken her şey güzel ama indiğin zaman berbat bir halde oluyorsun saçlar gözler oouf. O kuaförden bende istiyoruum ama ya.

    http://nohuttanask.blogspot.com

    YanıtlayınSil
  2. evet yaa otobüsten inince yaratığa dönüşüyoruz resmen :) o kuaförden her mahalleye lazım vala :p

    YanıtlayınSil