17 Şubat 2013 Pazar

Hatay'da Bir Aileden Suriyelilere Dair

Bir çeşit gazeteci edasıyla insanları dinlemeye ve gözlemeye devam eden insan çeşitlerinden Bir Çeşit Ben'in hayatındayız.

Bir Çeşit Ben, biraz da bölümünden kaynaklanan nedenlerle insanları tanımaya çalışıyor ve gözlemlerde bulunuyordu. O akşam bir aile dostlarına oturmaya gitmişlerdi. Yenildi, içildi, gülünüp eğlenildi. Her şey güzeldi. Ancak tabi ki ciddi konulara da sıra gelmişti.

Konu Hatay insanının son zamanlardaki gündemi haline gelen Suriye ve Suriyelilerdi. Duyulanlar, görülenler tek tek anlatılmaya başlandı. Yaklaşık bi hafta önce çarşının orta yerinde bir kavga çıkmıştı. Söylentiye göre bir Suriyeli, restorantın birine girip yemeğini yemiş, "Tayyip ödesin" diyip çıkmaya yeltenmiş. E tabi restoranttakiler de öylece durmamış adamı bir güzel dövmüşler.

İşin daha fena yanıysa aslında Suriyelilere biraz da bu rahatlığı sağlayanın yine hükümet ve insanların olmasıydı. Çünkü onlara bir şekilde verilen ödenekler, ihtiyaçlarının karşılanması ister istemez onlarda "Ne istersem yaparım" şeklinde bir kafa oluşturuyordu.

Bir Çeşit Ben de o gün tam bunu açıklayan bir örnek yaşamıştı. Kardeşiyle göz hastanesine gitmişlerdi. Suriyeli biri, doktor için sıra almak istiyordu. 400 dolar vermişti. Adının yazılmasını bekliyordu. Oturan 3 sekreter de o 400 dolarla napacaklarını, hangi doktoru yazacaklarını şaşırmış halde adamla ilgileniyorlardı. Orda sırada bekleyen 10-15 Antakyalı sanki hiç orada değildi!

Bu rahatlığı çok rahat bir şekilde yaşayan bu insanlar yavaş yavaş şehre daha çok yerleşiyorlardı. Çarşı, pazarda bir turist edasıyla geziyorlardı. Yüzlerinde ne bir korku ne de bir endişe vardı. Sanki ülkesinde savaş olan bu insanlar değildi. Öylesine bir rahatlıktı onlarınki.
  Diğer bir örnek Kilis'teki Suriyelilerin kendi muhtarlarını seçmek istemeleriydi. Ki Bir Çeşit Ben'in annesi Hocaanım ilerde hükümetin bu insanlara oy hakkı vermesinden korkuyordu.

Ortam gergindi. Aile babaları bu konularda düşünceli, biraz da öfkeli bir şekilde konuşuyorlardı. Onlara göre bu memlekette beslediğimiz Suriyeliler ülkenin ilk zora düştüğü zamanda bizi sırtımızdan vurabilirlerdi. Bir yerde Araplardı ve geçmişte de Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizlerle iş birliği yapanlar yine Araplardı. Tarihten ders almadan nereye gidebilirdik ve dahaları... Bir Çeşit Ben biraz düşününce yapılan tavizlerin aslında geçmişteki kapitülasyonlara benzediğine kanaat getirmişti. Ev istiyorlardı, veriliyordu; ödenek diyorlardı veriliyordu. En küçük eksiklikte hastanede doktor dövmeye kalkıyorlardı ve daha bir sürü hikaye.

İleriye dair tahminlerde bulunup çürüten ve neler olabileceğini düşünen iki aile insanların bu konuları birbirlerine anlatarak bir şekilde çözüm bulunabileceği konusunda hem fikir olmuşlardı. "Ne olacak bu memleketin hali?" sorusu yerini dualara ve iyi dileklere bırakmıştı. Bir Çeşit Ben ilerisi için gerçekten korkuyordu.

6 yorum:

  1. uzun çarşının oralara mı ait bu fotoğraf?

    hatayda okuyan arkadaşlarımdan bende sürüyle hikaye duyuyorum. can sıkıcı olmakla birlikte evet onlara bu yüzü hükümet verdi. katılıyorum.

    YanıtlayınSil
  2. Evet uzun çarşı..

    Kesinlikle şu an okuyanlar, aileler herkes rahatsız ve nolacağı hiç belli değil.

    YanıtlayınSil
  3. yazık bu hükümete kendi insanı açken nelere kalkısıyor.

    YanıtlayınSil
  4. Kendi insanı umrunda değil gibi artık.. Umarım zamanı geldiğinde bu durum hatırlanır ne diyelim..

    YanıtlayınSil
  5. Ankara'ya da gelmişler. Ceyda ile bizi kaçırmaya çalışmışlardı, çok korkmuştuk, zor kaçmıştık.:(

    YanıtlayınSil
  6. :S nasıl kaçırmaya çalıştılar.. bak bunu hiç duymamıştım :S

    YanıtlayınSil