24 Ocak 2013 Perşembe

Bir Gündür İki Gündür Üç Gündür

Tatilin de gelmesiyle yatağıyla vedalaşmalarını bir çeşit dram filmi tadında yaşayan Bir Çeşit Ben insanıylayız.

Bir Çeşit Ben Evdaşlarını, Varyemez'ini, Betelesini ve sevdiğini uğurlamıştı. "İzmir'de bir başıma kaldım" diye veryansınlara girmeye kalkıyordu ki kuzeni Havuç Salatası geldi. Onun sayesinde vampir gibi dişlerini gösteren BÜTlerini zihninin derinliklerine atıverdi.

Havuç Salatasını gezdirirken bir kez daha Saat Kulesi'nin önünde fotoğraf çekildi. O saatin önünde onlarca fotoğrafı olmuştu. Bir kez daha 35 buçuğuz diye gezinen Karşıyakalıları gösterdi. Bir kez daha AVM çılgınlığına kapıldı.


Gezmek, eğlenmek gayet güzeldi de Bir Çeşit Ben, Geveze cephesinde aynı rahatlığı yaşayamıyordu. Uzaklık ilişkileri için her şeyi daha da zorlaştırıyordu. Söylenenler yanlış anlaşılıyor, tripler yıpratıcı oluyordu. Yine de Bir Çeşit Ben ikinci şansın onlar için daha iyi olduğunu Geveze'nin gideceği gün farketmişti. Geveze gitmeden önce telefonda konuşurken halasına Bir Çeşit Ben'den bahsetmişti. Bir Çeşit Ben'in kafasında disko müziklerinden halk müziklerine doğru bir akış geçmişti. Bir Çeşit Ben bunlardan güç alıyor ve pes etmiyordu. Biliyordu ki kavuşunca her şey düzene girecekti.

Bir Çeşit Ben böyle böyle her şey gün saymaya başlamıştı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme