7 Ağustos 2012 Salı

Mülteci Demek Misafir Demek Değil mi?

Trafiğin sıkıştığı yollarda Mustafa Ceceli klibindeki gibi dans eden insanlar bekleyen Bir Çeşit Ben insanını incelemeye devam ediyoruz...

Bir Çeşit Ben bu ara kendini Güzin Ablalık yaparken buldu. Önüne gelen 'Dertlerim derya olmuş' modunda sıralıyordu dertlerini. Selam verip borçlu çıkmak bu olsa gerekti. Eski sevgilisinin manita yaptığını görüp bunalımlardan bunalım beğenenlerden tut da ablasıyla tartışıp duygusal müziklere saranlara kadar...
Ama daha fenası yeri geldiğinde mantık abidesi olabilen Bir Çeşit Ben, yeri geldiğinde de evham sahibi, gelecek korkulu, panik birine dönüşebiliyordu. Bu ara kafayı Suriye'ye takmıştı. Hatay'da yaşayanlar için Suriye artık tamamen endişe konusuydu. Suriyeli insanlar çok rahattı. Misafirin 'Evinde gibi hisset' olayını uygulamaya koymuşlardı resmen. Ve bir süreden sonra bu artık önüne geçilemez olmaya başlamıştı...

Başta çadırlara yerleştirilen Suriyeliler hakkında aslında sorun daha o zamanlardan başlamıştı. Bir Çeşit Ben'in 'Onlara da yazık yaa' dediği Suriyeliler artık şehrinde kendisinden daha özgürdü. Acaba Angelina Jolie'nin ziyareti mi bu kadar şımartmıştı onları? Ya da aslında yazık dediği insanların hepsi o kadar da masum değil miydi? Bunun hırsızı, sapığı da o çadırlarla şehrine gelmiş olabilir miydi?

Hatay'da hergün ayrı bir vaka oluyordu. Öyle ki misafir olan Hataylılardı sanki. Suriyeliler eczaneye girip ilacını alıyor "Devletiniz ödeyecek" diyecek kadar yüzsüzleşebiliyorlardı. Üstelik doktorlara onlara ilacın en iyisini vermek zorundaydılar.

Suriyeliler mahallelere yerleşip kavga çıkarabiliyorlardı. Hatta söylentiye göre kaba-saba insanlar bilinen Reyhanlı halkından tek-tük insan kalmıştı, geri kalan hepsi Suriyeliydi. Yolda insanları durdurup bana 10/20 lira ver diye haraç bile kesiyorlardı. AVM'ler esmer, eski giyimli on-yirmi çocuklu, bağıra çağıra konuşan insanlarla doluydu. Geceleri parkları; kilimleriyle, nargileleriyle gelen bu insanlar dolduruyordu ve yürümek imkansızlaşıyordu.

Bir Çeşit Ben'in içinde dalga dalga büyüyen bir korku dalgası vardı. Gecede 250 kişi halinde gelebilen bu insanlara kimse dur demeyecek miydi? Hergün Suriye tarafına giden savaş uçakları ve helikopterler neyin işaretiydi?

O gece Bir Çeşit Ben rüyasında babasını, amcasını savaşa gönderirken gördü. Bu rüyaların gerçek olma ihtimali ne kadardı bilmiyordu.Her olayda yakarım/yıkarım sloganları atan başbakanın hala muhalefete laf atmakla uğraşması ne kadar mantıklı karşılanabilirdi.

Bir Çeşit Ben bu konuda korku içindeydi. Ne olacağı hakkında iyi ya da kötü bir fikri yoktu. Sadece herşeyin düzelmesini beklemek zorundaydı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme