16 Mayıs 2012 Çarşamba

Travmaya Neden Olan Sırıtışlar Silsilesi

Bir Çeşit Ben o akşam tırnaklarına rengarenk oceler (Antekeceye devam bkz:oje) sürüp kendi çapında eğlenmeye başladı. Bunu gören Evdaşlar önce yadırgadılar. Sonra Bir Çeşit Ben onları da kılıktan kılığa sokup fotoğraflarını çekti. Birini Arap Bacı yaptı mesela. O akşam bol kahkahalı geçti. Nankör insan oğlu işte; o kadar gülüp Bir Çeşit Ben'i anormallikle suçladılar.


Sonra Bir Çeşit Ben farketti ki o hiç bir zaman normal olmamıştı. Hayatında belli sırıtışlar vardı. Travma niyetine yani. Büyüdükçe utangaçlığın kapladığı bir oryantal aşkı vardı mesela içinde. Ama o da küçüklükten kalmaydı. Bir Çeşit Ben küçükken gittikleri bir mevlütte ilahiye oynamaya başlamıştı. Hem de masaya çıkarak 'Ahanda burdayım' dercesine. Tabi Bir Çeşit Ben'in annesi de normal değildi. Milletin annesi çocuğunun bebekken yaptığı zekilik gösterilerini anlatırken; Bir Çeşit Ben annesinin her yerde anlattığı bu rezil anıyla büyümek zorunda kalmıştı. Teyzelerin kahkahaya dönüşen sırıtışları beynine bir güzel kazınmıştı.


İlkokula giderken babası tarafından defalarca okulda unutulmuştu mesela. O da travmatik olaylardandı. Okula arabayla babası götürüp getiriyordu. Soğuk kış günlerinde defalarca o arabayı itmek zorunda kalmıştı. Bir de garibim araba çalıştığında 'Bendeki güce bak bee iki ittim araba çalıştı' der gibi gerim gerim gerilirdi. Neyse ne diyoduk defalarca okulda unutulmuştu. Her unutuluşu da ayrı bir macera olurdu. Bildiği sandığı yollarda kaybolur yusuf yusuf beni kaçırırlarsa da dilencilik yaptırırlarsa diye 40 senaryo yazardı. Sonra bir taksiciden, bakkaldan rica edip babasının cep telefonunu arar 'Babaaa ben kayboldum' derdi. Her seferinde de saçma bi sırıtışla telefonu alan bakkal/taksici amca adresi tarif ederdi. Ama o küçümser ve sevecen sırıtış hiç değişmezdi.

Bir Çeşit Ben, şimdiki çocuk görüntüsünün aksine evin tüm sorumluluğunun yüklendiği çocuktu. Öğretmen anne-babasının evde olmaması nedeniyle 3.sınıfta ocağı yakıp kardeşlerine yumurta pişirirdi. Bir Çeşit Küçük Emrah'tı işte.

Bir ara kredi kartı belasından eve haciz gelmişti.Öncesinde annesi hep ısrarla 'Kapı çaldığında kim o? bile deme. Kimseye açma kapıyı' derdi. O gün kapı çaldığında Bir Çeşit Ben tüm tembihleri unutmuş ve Kim O? demişti. 'Biz bla bla haciz memuru' sözünü duyduğunda ilk düşündüğü annesinin kim o dediği için kızacağı olmuştu. Sonradan küçücük çocuğu aç yoksa çilingir çağırırım diye tehdit eden vahşi kadın kapıyı açtırmayı başarmıştı. Bir Çeşit Ben napacağını bilememiş kapıyı açıp annesini aramıştı. Ama o gün vücudundaki titremeyi hiç bi yerde hissetmemişti. Neyse ki komşulara gönderilip döndükten sonra eşyaların yerinde olduğunu görüp büyük bir rahatlama hissetmişti.

Ortaokul yılları 'Bir gün yazar olucam sizi yazıcam' diye insanlara değişik yaratıklar muamelesi yapmasıyla geçmişti. Hikayelerini okuyanlar gerçekten beğeniyorlardı. Ancak hikaye olayı da pek iyi sonlanmamıştı. Hikayesinde kendisini yazmasını biraz yanlış anlayan Bücür adlı çocuk Bir Çeşit Ben'in yazarlık kariyerini başlamadan bitirmişti. Bir Çeşit Ben durmadan 'Bücür, Bir Çeşit Ben'e aşık olmuş' laflarıyla uğraşmak zorunda kalmıştı. Bücürün sınıf arkadaşlarının imalarıyla ve saçma sırıtışlarıyla çok utanmış ve hikayeyi bırakmıştı. Gerçekte insanların hikayelerindeki kadar saf olmadıklarını düşünmüştü. Yine bir sırıtış Bir Çeşit Ben'in unutamadıkları arasına girmeyi başarmıştı.

Bir Çeşit Ben daha buna benzer bir kaç travmatik sırıtışla kocaaaaaa bir 20 yıl geçirmişti. Allah kimseye öyle sırıtışlar göstermesin .. Amiiin :D

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme