4 Mart 2012 Pazar

İSYEAANN!


Not: Bu yazı açken yazıldı. Her türlü arabesk içeriği barındırabilir, uzun ve saçma cümlelerle süslenmiş olabilir. Çünkü açken Bir Çeşit Ben, ben değilim...
Bir Çeşit Ben kendisi için oldukça garip günler yaşıyordu. Geveze'yle ilişkilerinde insanlar rahattı, kendisi rahattı. Ama bu rahatlık fazla anormaldi. Ne biliyim kimse bir şeyleri ayıplamıyordu, merak edip sorgulamıyordu ya da merak etmiyor görünüyordu.

Bir yandan her şey güzel görünürken bir yandan da bir şeyler kulak memesinde çıkan sivilce gibi sinsice canını yakıyordu. Görünmeden ama acıtarak.. Elini durmadan kulağına çağırırcasına... O bir şeyler, bir kere ilgi çekmeye çalışan eski dostlarıydı. Bu eski dostların, yanındaki dostlarla arası kötü olduğundan Bir Çeşit Ben her zaman denge politikası uyguluyordu. Ancak bu ara Bir Çeşit Ben yaşam merkezine, beynine, kalbine Geveze'yi yerleştirdiğinden bu denge politikasını ihmal etmişti. Eski dostların gönlünü hoş etmekten geri kalmıştı. Eski dostlar da bunu fırsat görüp ona etmedikleri lafı bırakmamışlar, canını sıkmayı görev bilmişlerdi.

İşin kötüsü yanındaki dostlar da arada bir hırçınlaşabiliyorlardı. Grup içinde sahiplenmeler, kıskançlıklar, laf sokmalar, gizli saklı işler başgöstermeye başlamıştı. Bir Çeşit Ben, böyle alttan laf sokmalara dayanamazdı. Yeri geldiğinde o kim oluyor yeaaa diyip uzaklaşmayı bilirdi. Ve bu aralar da 'İdare edemem anne, idare edemem!' diyen çocuğun isyanına sahipti.

Bunun dışında Bir Çeşit Ben sıkılmaya başlamıştı. Lisede sınıfın Sıkıldım'ı seçilen Bir Çeşit Ben geri dönüyordu. Hayat monotonlaşıyor muydu ne? Aynı insanlar aynı yerler aynı espriler vs.

Bütün bu küçük sıkıntılar Bir Çeşit Ben'de isyan dalgaları yaratıyordu. Kendini 'Çekip gidesim var artık yalan dünyadan' diye şarkılar söylerken buluyordu.

Şu an ise tek yapabileceği yemek yiyip geçmesini beklemekti.

2 Mart 2012 Cuma

Üniversite Ergenliği

Üniversite ergenliği diye bir şey var. Kesinlikle okul kitaplarına falan alınmalı bu kavram. Ne bileyim Freud gibi Erikson gibi kişilik evresi ortaya atıyorum. Bu yeni bi dönem. Üniversite Ergenliği.

Bu çağda çocuk büyümüş gibi düşünülür. Yavaştan yavaştan hayata hazırlanır. Üniversiteyi kazandığının haberi alınır alınmaz 2 gün önce sınav stresi yüzünden kavgalar edilen çocuk birden adam yerine konmaya başlanır. O bir üniversitelidir oturmayı kalkmayı bilir, siyaset konuşması normaldir. Önceden 'büyüklerin yanında konuşulmaz, sus sen' diye susturulan çocuğun fikri falan alınmaya başlanır. Ortaokulda yaşadığı büyüdüm mü küçük müyüm meselesini tekrardan yaşamaya başlamıştır.

Oysaki büyükler tarafından unutulan bir yanı vardır, içinde hala bir ergen barındırmaktadır. Gruplara takılmayı sever. O gruplara uyup saçını uzatır, garip tiplere bürünür.Lisede en asosyal bilinen çocuk gitardır, tiyatrodur bi şekilde sosyalleşmeye çabalar. Eskiden anneannesinden bi sübhaneke öğrenmemek için kaçan çocuk dinci falan olmaya kalkar. Ya da ağzından Allah lafını düşürmeyen çocuk üniversitede barlardan toplanmaya başlanabilir. İçinden çok değişik kişilikler çıkabilir yani.

Olay çıkarmak hala onun için büyük zevktir. Küçük Sırlar dizisinde yaşıyor gibidir. Biriyle çıkar, ayrılır, gider onun en yakın arkadaşını ayartır falan... Ya da ne biliyim biriyle kavga eder sonra gider onun arkadaşlarını da düşman bilip hepsine laf sokar ve huzurlarını bozar. İçinden de nihahaha diye kötü kahkahalar atar.

Şu 2 senede bunların çoğunu duydum gördüm... Bunlar tamamen gözlemsel belki ama ben bu Üniversite Ergeni diye bir şey olduğuna kalpten inandım. Bunu bilir bunu söylerim...

1 Mart 2012 Perşembe

Her Eve Lazım Bi Dost


Bir Çeşit Ben'in Geveze'den şikayet ettiği akşam misafiri gelecekti. Adı Betele idi. Betele onun hem sınıf arkadaşıydı hem de geçen seneden yurt arkadaşıydı. Geçen sene en başta yurtta tanışmışlardı. Bir Çeşit Ben geçen sene ne konser ne geç saatlere kadar dışarda kalma yüzü görüyordu. Made in Cemaat işte....

Durum bu olunca zaten yeni bir şehre ve yeni insanlara alışmaya çabalayan Bir Çeşit Ben'in depresif ruh hali de artıyordu. İşte Betele'siylen böyle zor zamanlarda tanışmış ve kaynaşmıştı :D

O akşam Bir Çeşit Ben biraz da açlığın etkisiyle kuruntularına kuruntu ekledi. Kendi kendini üzdü, bir şeyleri büyüttü. Ama bunları kimseye anlatamıyordu ve yine anlatamadıkça daha da boğuluyordu. Akşam Betele'si geldiğinde konuştular. Bir Çeşit Ben anlattıkça rahatladı, anlattıkça gerçekten bir şeyleri fazla büyüttüğünü anladı. Korkularından dolayı mutluluğunu rahatça yaşayamadığını farketti.

O akşam çok rahatladı. Kuş gibi hafifti. Elinden geldiğince beynine başvurmamaya karar verdi ve o geceyi öyle huzurla geçirdi. Betele gibisinden bir arkadaşın her eve lazım olduğunu düşünüp şükretti...

Bu Adamdan Şikayetçiyim!

Bir Sağa HizalaÇeşit Ben, o gün Geveze ile harika bir gün geçirdi. İkinci kez gezip dolaştılar. Çok beğendikleri mekanlara gittiler. Bir Çeşit Ben o gün farketti ki mekan konusunda Geveze ile zevkleri gerçekten benziyordu. Birlikte yemek yediler sonra da Kordon'da canlı müzik çalan Karnaval adında bir yere gittiler. Öyle güzel bi yerdi ki.. Burayı kendilerine ait bir yer ilan ettiler. Onlar için bir sığınak olduğunu hayal etti Bir Çeşit Ben. Mekanda kimse kalmadı. Sanki müzik kendileri içindi. Hayal gibiydi.

Gecenin sonuysa gereksiz bir konuda tartışmalarıyla son buldu. Bir Çeşit Ben, Geveze'yi anlayabiliyordu. Hatta Geveze'yi kendisi kadar kimsenin anlamayacağını ve idare etmeyeceğini de biliyordu. Ancak aynı anlayışı Geveze'den göremiyordu. Geveze için sadece kendi istekleri vardı.

Normalde her gece Geveze'nin sesiyle uyuyan Bir Çeşit Ben o gece Geveze'yle konuşmadan uyumak zorunda kaldı.Ve rüyasında Geveze'yle uyandığını gördü. Tek bir gecede özleyecek kadar seviyordu onu. Ama Geveze....

Akşamın mutsuzluğu ertesi gün okula da yansıdı. Geveze o dilini yine tutamadı. Bir Çeşit Ben'in özel saydığı, kendilerine ait dediği ne var ne yoksa sırf Bir Çeşit Ben'e inat olsun diye ortaya döktü. Sonra da evcilik oynuyormuş gibi 'Bugün çok sıkıcısın ayrılalım mı?' diyebilecek kadar abarttı olayı. Bir Çeşit Ben ordan uzaklaştı. Sanki içinde bir şeyleri tuzla buz etmişlerdi. Geveze farkında değildi ama günden güne Ego'laşıyordu. Günden güne Ego'nun o kibirli, ne dediğinin farkında olmayan, sevdiklerini hiç düşünmeden kıran hallere giriyordu. Ve her şey olurken bile kendini savunabilecek kadar çevresine karşı körleşebiliyordu.

Sonradan Geveze, Bir Çeşit Ben'in gönlünü almaya geldi. Ancak Bir Çeşit Ben her gün daha da yorulduğunu, tükendiğini hissediyordu. O gün Geveze için ettiği emeklerin, verdiği değerin bir günde boşa gidebileceğini görmüştü. Üstelik Geveze'nin gönül alma yöntemi de Bir Çeşit Ben'in istediği gibi değildi. Geveze ile hala konuşulmuyordu.

Kısacası Bir Çeşit Ben günden güne Ego Canavarına dönüşen sevgilisi için oldukça kaygılanıyor ama elinden beklemekten başka hiçbir şey gelmiyordu.

29 Şubat 2012 Çarşamba

Sorular sorular



O akşam Geveze, Bir Çeşit Ben'e harika bir süpriz yaptı. Elinde bir gül ile Bir Çeşit Ben'in kapısına geldi. Bir Çeşit Ben hiç beklemiyordu. Çoook çok sevindirik oldu.

O akşam Bir Çeşit Ben için değişik bir akşam oldu. Duygularına kaptırmak ona göre değildi. Bu yüzden bir şeylere alışamıyordu. Ne duygularına engel olabiliyordu ne de içi rahat edebiliyordu.

Bu yüzden nerdeyse bi haftadır Bir Çeşit Çelişki Yumağı olmuştu. Kafasındakileri Geveze ile konuşamıyordu. Ona ne kadar bağlansa da adı üstünde Geveze'ydi işte; dinlemeyi bilmezdi. Bir Çeşit Ben ise eski kafalıydı kalkıp sevgilisiyle ilgili sorunları arkadaşlarına anlatamazdı. Ancak günden güne kafasındaki sorular içini kemiriyordu.

Yine de Bir Çeşit Ben o gün Geveze'yle konuşmayı denemeye karar verdi. Nolacağını gerçekten merak ediyordu.

26 Şubat 2012 Pazar

Aşkın İlişkiye Dönüşme Evresi


Bir Çeşit Ben ile Geveze o gün en başından başlama kararı aldılar. Bu, Bir Çeşit Ben'in umudunu kestiği bir şeydi. Ve hiç beklemediği bir şekilde olmuştu. Geveze'nin Bir Çeşit Ben'den tek istediği bir daha saçmalamamasıydı. Bunun Türkçe meali de şuydu : "Kuruntularında ne beni üz ne de kendini."

Bir Çeşit Ben, Geveze'yi giderek daha iyi tanımaya başlıyordu. Geveze, arkadaşlıklarında oldukça rahat biriydi ancak ilişkilerinde kendine göre karşısındakinden beklentileri vardı. Hayata karşı belli prensipler belirlemişti ve hayata da insanlara karşı da oldukça acımasızdı. Affetmek gibi bir şey onun için neredeyse imkansızdı. Bir Çeşit Ben anlıyordu ki Geveze için kendisi farklı biriydi.

Geveze ile Bir Çeşit Ben sonraki gün ilk kez grup arkadaşları olmadan yani ilk kez baş başa dışarı çıktılar. İlk kez sevgili vasfıyla gezip tozacaklardı işte. Geveze, o gün Bir Çeşit Ben için özel olarak hazırlanmıştı. Tıraş olmuş, giysilerini ütülemiş, saçlarını taramış, dişlerini fırçalamıştı. Çiçeğiynen çikolatası eksikti :p Bu Bir Çeşit Ben için iki 'eski sevgili' ayrıntısından dolayı önemliydi:
-Birinci Bir Çeşit Ben'in eski sevgilisi böyle bir şeye gerek duymazdı. Bir Çeşit Ben her buluşmaya özene bezene hazırlanıp gider ve karşısında bu özenden haberi bile olmayan sevgilisinin bu kabalığını görmezden gelmeye çalışırdı.
-İkincisi Geveze' nin onlarca sevgilisi olmuştu. Böyle bir şeye gerek duymayabilirdi ama o Bir Çeşit Ben' e önem vermiş ve özenmişti.
Bir Çeşit Ben bu duruma o kadar mutlu oldu ki Geveze'nin yanaklarını sıkmamak için kendini zor tuttu.

O gün Bir Çeşit Ben Geveze'nin gerçekten de ne kadar geveze olduğunu bir kez daha anladı. Onu dinlemek hoştu ama nedense o an bunu her zaman yapamayacağından endişelendi. Geveze, bunu da bir kuruntu olarak göreceğinden; ona bu endişesinden bahsetmemeye karar verdi.

Dönüşte Bir Çeşit Ben kafasındaki soruları görmezden gelmeye çalışarak yüzünde aptal bir gülümsemeyle döndü. Yoldaki köpeğin yürüyüşü bile ona çok sevimli geliyordu. Bir anda tüm dünya onun sevmesi gereken sevimli bir mekana dönmüştü. Bir Çeşit Ben, Bir Çeşit Sevgi Pıtırcığı olmuştu.

Bir Çeşit Ben böylece bir ilişki yaşıyor olmuştu. Ve onun bir ilişkiyi tartışmasız bir şekilde nasıl yürütebileceğine dair kocaman korkuları vardı. Ancak Bir Çeşit Ben onları görmezden gelmeye çalışıyor ve günlerinin tadını çıkarmaya çalışıyordu. Bunlarla ne zaman yüzleşeceği ise merak konusuydu.


23 Şubat 2012 Perşembe

Bir Çeşit Felaketler Dizisi

Bir Çeşit Ben için felaket derecesinde günler geçti. Olaylar patlama derecesinde geliyordu üzerine. Ve her olay bunu nasıl atlatacağım, şimdi napacağım dedirtiyordu.
O gece Bir Çeşit Ben ve diğerleri sinemaya gittiler. Bir Çeşit Ben ve Geveze tüm gece yan yana oturdular ama tek kelime etmediler. Bir Çeşit Ben saf saf öndeki çifti izledi hayaller kurdu, filmle pek ilgilenmedi. Film normalde uzundu zaten ama o an ona herkesten fazla geldi.
O gece olanlar Bir ÇEşit Ben için çok fazlaydı. Bu kadarını haketmediğini düşündü. Dönene kadar sarhoşlar gibi şarkılar söyledi düşündü, düşündükçe üzüldü, üzüldükçe bu durumdan nasıl kurtulacağını düşündü.

Döndüklerinde evdaşının telefonundan aradı. İlk defa ne olup bittiyse her şeyi konuştular. Geveze bütün öfkesini kustu. Bir Çeşit Ben'i azarlayıp durdu. Bir Çeşit Ben böyle olmasını beklemiyordu. Ağladı ve arkadaşları onu teselliye uğraştılar.
Gece Bir Çeşit Ben için hayatındaki en rezil olay oldu. Geveze telefon etti. Blogu bulmuştu. Bir Çeşit Ben şaşırdı kaldı. Çok çok çok rezil hissetti. Ancak Geveze aynı şeyi düşünmüyordu. Bir Çeşit Ben'in kendisine ne büyük bir aşkla bağlı olduğunu öğrenmişti. Bu her şeyi daha da zorlaştırmıştı. Konuştular. Düşmanlık son buldu. İkisi de Bir Çeşit Ben'in bu aşkı atlatabilmesi için beklemeye karar verdiler.

Sonraki gün Bir Çeşit Ben kendini aşıp Geveze'ye takıldı. Bir anda sataşmalarla sanki her şey eskiye döndü gibi hissetti Bir Çeşit Ben. Keşkeler geçti kafasından.
Ancak sonraki günlerde arkadaş olarak takılma olayı onları zorlamaya başladı. Yan yanayken bile birbirlerini özlüyorlardı. Bir Çeşit Ben eskiden Geveze'nin gözlerine bakamazken şimdi ayrı duramıyordu. 'Arkadaşım' lafı sakız gibi ağızlarındaydı. Artık Bir Çeşit Ben daha fazla dikkat ediyordu Geveze'nin davranışlarına. Geveze blogu okuduktan sonra az da olsa Ego olmaya adım atmıştı ama yine de Bir Çeşit Ben'i çok fazla üzmemeye çalışıyordu.

Bir Çeşit Ben için yine mutlu ama sonu belirsiz günler başlamıştı. Ancak o kadar olaydan sonra Bir Çeşit Ben sadece bu günlerin tadını çıkarmaya karar vermişti. Galiba yine üzülecekti ama dua etmekten başka çaresi yoktu.