26 Kasım 2012 Pazartesi

Kıranlar Dökenler İçine Atanlar Var

Trafikte son hız giden dolmuşlarla bir çeşit adrenalin yaşayan ve lunapark eksikliğini onlarla dolduran Bir Çeşit Ben insanıylayız..

Bir Çeşit Ben o iki haftayı sınavların etkisinde geçiriyordu. Hayatı hızlıca ve farkında olmadan geçiyor gibiydi. "Sınavdan önce" ve "sınavdan sonra" diye iki ayrı fotoğrafını çeken biri olsa kesinlikle 77 fark bulabilirdi. 
PDR sınıfı o iki hafta kamyon çarpmışa dönmüş bir çeşit çökmüşler sınıfıydı.


O ara Bir Çeşit Ben ise sınavların verdiği yetkiye dayanarak son derece huysuzdu. Alınıyor, kırılıyor, bağırıp çağırıyordu. En kötüsü ise ağır laflarıydı. Bir Çeşit Ben öfkelendiğinde gözü dönenlerdendi ama garip bir şekilde konuşurken en can alıcı noktadan da vururdu. Sonrasında ise "Sarhoştum hatırlamıyorum" durumunda kendini özür dilerken bulurdu. Öfkelenip ne dediğini bilmeyen insan değildi zararlı insan.. Öfkelendiğinde mantıklı şekilde can yakandı. O insanın "inan sinirden söyledim"leri telafi için yetersiz kalırdı. Gönül almak extra çaba, extra yerin dibine girmek demekti. 

O gün aynı durumu Gezgin Çocuk'ta yaşamıştı. Bir Çeşit Ben bir şekilde Gezgin Çocuk'u kendine benzetirdi. Sürekli inatlaşırlar, ukela (evet evet ukela.. kabul et kulağa daha hoş geliyor) bir şekilde bilgilerini yarıştırır, gezmeye bayılır, çok güler, canları sıkıldığında içlerine kapanırlardı. Ancak o gün bir şekilde ikisi de kendilerince hassas zamanlar geçirdiklerinden kırıp geçirmişlerdi. Herşey Bir Çeşit Ben'in garip alınganlığıyla başlamış sonrasında alınganlık öfkeye dönmüş...öfke anında bir sürü şey söylemiş ve bir şekilde Gezgin'in canını acıtmayı başarmıştı.

Süt dökmüş kedi gibi köşesine siniveren Bir Çeşit Ben'in hayatta en beceremediği şeyse gönül almaktı. Ancak Gezgin çocuk başkaydı. En kırılmayacak insanlardandı. Dayanamadı özür dilemeye gitti. Gezgin "özür sevmiyordu, sadece mutsuz bir dönemdeydi ve Bir Çeşit Ben en can alıcı noktadan vurmuştu." 
Bir Çeşit Ben bir şey demedi. Kafasından bir sürü şey geçti ama sustu. Zamanla düzeleceğini umut etti. 

Onun dışında Bir Çeşit Ben aşırı derecede sıkılıyordu. Varyemez'le Betelesi'yle ve Evdaşlarıyla bir türlü konuşamıyordu. Herkeste bir sınav telaşı vardı. 

Ama daha da can sıkıcı olan Varyemez Pembe Kafa'nın dertlere kalmış halleriydi. Varyemez bilindik anlamda içine kapanmıştı. Bir Çeşit Ben'e hiç bir şey anlatmıyor, onla görüşmüyordu. Mesajlaşmaları oscarlık oyuncu niteliğinde geyiklerle sürse de günlük hayatta yüzündeki ifade için en doğru arka fon müziği "Dertler Derya Olmuş Ben de Bir Sandaaaal"olurdu... 

Bir Çeşit Ben'in en zor günlerinde yanında olan insanın, kendisine hiç yardım edilmesine izin vermemesinden dolayı çok canı sıkılıyordu. Varyemez'in derdini biliyordu. Tek sorun derdini azaltmak için yanında olmasına izin vermemesiydi. 

Bir Çeşit Ben napacağını bilemedi. Sadece not çıkarma bahanesiyle masasına oturduğunda bunları düşündü durdu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme