12 Kasım 2012 Pazartesi

Ne Attınız Nan Bu Kasımın İçine

Gezelim görelim olayını abartıp seyahat firmalarından aile sıcaklığı duymaya başlayan Bir Çeşit Ben insanıylayız.

Bir Çeşit Ben için günler düşündüğünden daha hızlı geçiyordu. Bir Çeşit Ben artık düşünce insanı olmaktan kilometrelerce uzaktı. O artık akışına yaşıyordu. Günler hızlı, yoğun ve hayal edemeyeceği kadar güzeldi...

Bir Çeşit Ben ve ikinci baharı Geveze o haftasonu ayrı ayrı tatiller yaptılar. Geveze, 10 Kasım Atatürk'ü Anma Törenleri için piyangodan çıkmışçasına bulduğu Ankara gezisine katıldı. Bir Çeşit Ben, Geveze adına çok sevindi. Çünkü o havayı solumanın, Atatürk'ü orada anmanın bambaşka bir şey olduğunu tahmin edebiliyordu.

Bir Çeşit Ben ise taa ortaokuldan arkadaşı Esmer Güzeli'nin yanına Muğla'ya gitti. Fakat şans yüzüne önce gülüp sonradan maskesini çıkarmıştı. Grip virüsleri o güzel tatilde yanından bir saniye olsun ayrılmadı. Yine de Bir Çeşit Ben olabildiğince Muğla'nın tadını çıkarmaya çalıştı. Önce Esmer Güzeli'nin arkadaşlarıyla tanıştı. Gıcık Sülo, Gizli Karizma Ali, Kurbatımsı Zeliha, Asabi Ali Rıza... Hepsi Bir Çeşit Ben'le özel olarak ilgilendiler. Sülo'nun gıcıklıkları bile bir süre sonra Bir Çeşit Ben'i çok eğlendirmeye başladı. Bir Çeşit Ben çabucak kaynaştığı ortama bayıldı.

Sonraki gün Esmer Güzeli, Bir Çeşit Ben'i Akyaka'ya götürdü. Akyaka, Bodrum'un gürültüsüz versiyonu gibiydi. Tek katlı, beyaz evler, dağ boyu uzanan orman Bir Çeşit Ben'i büyüledi. Akyaka'nın ortasındaki Azmak Nehri ise başka bir güzeldi. Bir Çeşit Ben fotoğraf mı çekse etrafı mı izlese karar veremedi.  Ama bir şekilde tilki misali buralara tekrar geleceğini hissedebiliyordu.

Bir Çeşit Ben döndüğü gün soluğu Geveze'nin yanında aldı. Onu çok özlemişti. Tüm gün yemekler yaptılar, mutfağı temizlediler, ev arkadaşı Gezgin Çocuğu unutmayıp onunla şakalaştılar, alışveriş yaptılar.. Hatta günün sonunda Bir Çeşit Ben ilk defa Geveze'nin önceki yıl yurt arkadaşı olan Konyalı ile tanıştı. Kısa bir tanışma olsa da Bir Çeşit Ben, o akşam Geveze'nin hayatında ciddi bir yerlere oturduğunu kesin olarak anladı. Geveze adeta Bir Çeşit Ben'in üzerine titriyordu ve bu Bir Çeşit Ben'i çok mutlu ediyordu. Bunları hayal bile edemezdi ama yaşıyordu. Bir Çeşit Ben içten içe kerametin Kasım'da mı olduğunu soruyordu. Sanki biri bu ayın içine özel bir şeyler katmıştı. Arkadaşlarının, sevgilisinin, olayların bu kadar güzel gitmesinin başka nedeni olamazdı. Bir Çeşit Ben o akşam nazar değmemesi için nazar boncuğumsu bir şeyler almaya karar verdi. Günler hep böyle geçebilir miydi?

8 Kasım 2012 Perşembe

İkinci Şans Var mıdır Yok mudur Yenilir İçilir mi?

Kaçak UEFA maçının yabancı dilde olduğunu öğrenip "Altyazı yok mu peki?" diye sorabilen çeşit insan Bir Çeşit Ben'leyiz..

Bir Çeşit Ben için bayramdan sonra gelişmeler beklenmedik yönde ilerlemeye devam etti. En son eski sevgilisi Geveze, Bir Çeşit Ben'e bir süpriz yapmış, geçmişte Bir Çeşit Ben'in canını acıttığı için özür dilemişti. Ancak ileriye dair bir şey konuşmamışlar, "Arkadaşım ol yeter, böylesi daha güzel" modlarında takılmışlardı. 

Her zaman olduğu gibi evdeki plan çarşıya uymamış, kader ağlarını örmüştü. Bir Çeşit Ben o akşam   Evdaş, Varyemez, Varyemez'in XL sevgilisi, Çinçin, Gezgin Çocuk, Dağ Adamı Kılıklı ve Geveze bir kafede toplanmışlardı.Herkesin ayrı bir derdi vardı. Varyemez o aralar kendisine büyük gelen sevgilisinden kopmanın yollarını arıyordu. Biraz da bu durumu kolaylaştırmak adına onlar erken ayrıldılar. Gezgin Çocuk saplantı haline getirdiği ayrılığından sonra ilk kez birinden hoşlanmaya başlamıştı ve çok mutluydu. Çinçin hayatındaki boşluğu platonik bir aşk için acı çekerek kapatmaya çalışıyor ve mazoşistliğin sınırlarında dolanıyordu.

Yine de gece oldukça eğlenceli geçiyordu. Gezgin Çocuk yumruklarıyla rekor kırmaya çalışırken diğerleri de kafedeki buz hokeyiyle oynuyorlardı. O ara Bir Çeşit Ben bir çeşit hırs küpüydü. Öfkesini nerelerden çıkaracağını bilemiyordu. Kafasındaki şey; biraz da olsa birilerini yenip mutlu olmaktı. Öfkesinin esas oğlanı ise Küçük Adam'dı. O gece defalarca Bir Çeşit Ben'i aramıştı. Gelecekten bahsetme olayını zorlamış, Bir Çeşit Ben'i bazı şeyleri ciddiye dökmek için bir karar vermek zorunda bırakmaya başlamıştı. Alışverişte bile fikir almadan karar veremeyen Bir Çeşit Ben böyle bir şeye nasıl karar vereceğini bilemez olmuştu.
Sevmediği biriyle çıkmalı mıydı? 
Bu kez hakettiği değeri görecek miydi.. 
Bir şans vermeli miydi Küçük Adam'a? 
Bu şansı kendine vermiş olacaktı belki de ... 
Arka fonda Serdar Ortaç "Kafamda Deli Sorular.. Kolayca Sevemiyorum.." diye sayıklarken Bir Çeşit Ben bu kararsızlıktan dolayı oluşan öfkesiyle baş etmeye çalışıyordu.

Gecenin ileri saatlerinde Bir Çeşit Ben, arkadaşız nasılsa diyerek Evdaşıyla birlik olup Geveze ve Gezgin'in evine giderken buldu kendini. Kafasındaki sorular sivri sinek gibi dolanıyordu. Gezgin Çocuk ve Geveze'nin evine doğru gittiklerini hayal meyal farkediyordu. Arkadaş da olsalar eski sevgilisinin evine gidiyordu.. "Bu normal mi?" diye yeni bir soru eklendi o kıvrımlı beynine.

Geveze sanki Bir Çeşit Ben'in vermeye çalıştığı kararı hissetmiş gibiydi o gece.. Bir Çeşit Ben'in hiç istemediği bir şekilde karşısında geçmişi anlatıyordu. Bir Çeşit Ben yokken hissettiklerini, ayrılığı ne zor geçirdiğini... Bir Çeşit Ben önce anlamadı. Arkadaşlar böyle olmazdı. Geveze gece boyu bırakmadı Bir Çeşit Ben'i. 6 saat boyunca değiştiğini anlattı, ciddi düşündüğünü ve çok sevdiğini.... Bir Çeşit Ben napacağını şaşırmıştı. Geveze'yi çok özlemişti ama ona zerre kadar güvenmiyordu. 

Değişmiş olabilir miydi sahiden? 
Bir Çeşit Ben'in değişip güçlendiği gibi Geveze de kendine gelmiş olabilir miydi?
Mutlu olabilir miydi bu kez?
Hangisi hakkında, ne düşünmeliydi? 
Geveze'ye bir şans verirse Küçük Adam o garip ısrarına bir son verir miydi?  

En sonunda Bir Çeşit Ben özleme dayanamadı ve Geveze'ye sarılıverdi. O an birini bundan daha çok özleyemeyeceğini düşündü, rahatladığını hissetti. Herşeyin hayal gibi geldiğini faketti. Ama kafası bir anda rahatlamıştı. "Denicez tamam mı" dedi... "Bakıcam.. Gerçekten değişebiliyor musun, mutlu olabilecek miyiz..güvenebilecek miyim.." 

Geveze'nin gözleri mutluluktan animeler gibi ışıl ışıl olmuştu.. Sevgisinin büyüklüğünü anlatıyordu, şükrediyordu.. Bir Çeşit Ben o an "Bu son olsun bu son" diye şarkılar düşündü. Her şey pembe bir havaya bürünüvermişti.

Sonraki günlerde ise herşey beklediğinden hızlı gelişmeye başladı. Birlikte hayaller kurmaya başlamışlardı, gezip tozuyorlardı. Bir Çeşit Ben, geçen dönem olsa olanlar sayesinde havalara uçardı. Ancak bu kez bir türlü bu ilişkiyi oturtamıyordu kafasına. Bir anda eskisi gibi olmuşlardı, okulda beraber gezerken boy göstermişlerdi, milletten "Barşmışsınız çok sevindik" şeklinde garip tebrikler bile almıştı Bir Çeşit Ben... Sonra Geveze'yle konuşmaya karar verdi. Yavaş gitmelerine dair... Konuşmasını yaptı ve herşeyi akışına bıraktı... Nolacağını zaman gösterecekti...

3 Kasım 2012 Cumartesi

Bond Hızında Telefon!


Sony™ Xperia akıllı telefon serisinin en yeni modeli Xperia™ ion, Ekim ayında Avrupa ile aynı anda Türkiye’de satışa sunuldu. Türkiye’de 2 Kasım’da vizyona giren Skyfall filmiyle lanse edilen Xperia Bond serisi üyesi Xperia™ ion, 42 mbps’ye çıkabilen mobil internet hızıyla dikkatleri üstüne çekiyor. Türkiye’de ulaşılabilecek en yüksek mobil internet hızını sunan Xperia™ ion, akıllı telefon kullanıcıları için fark yaratan bir deneyim sunuyor.

4,6 inçlik Mobil Bravia Engine teknolojisine sahip HD (720p) ekranıyla film izleme keyfini üst seviyeye taşıyan Xperia™ ion, entegre Fizy müzik uygulaması ile sınırsız müzik deneyimi sunuyor. 12.1 MP kamerası ile profesyonel fotoğraf makinelerine taş çıkaran Xperia™ ion, Full HD (1080p) video çekim özelliğine de sahip.

Xperia™ ion bağlantı özellikleriyle de fark yaratıyor. DLNA, MHL veya HDMI bağlantısı ile televizyon, dizüstü bilgisayar ve tablet ile anında bağlantı kurup, resim ve videolarınızı büyük ekranda yüksek kalitede görüntüleyebilirsiniz.

Avrupa’nın en prestijli tasarım ödülü olan 2012 Red Dot Tasarım Ödülü’nün de sahibi olan Sony Xperia™ ion James Bond’a yakışır teknolojik özellikleri şık bir tasarımla birlikte sunuyor.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Şaşkın Şaşkın Şaaaaşkııın

Yağmurlu havalarda penceredeki Arap Kızı olan Bir Çeşit Ben insanıylayız..

Bir Çeşit Ben için çok gereksiz hissettiği 10 günlük tatil süresi sona ermişti. Atsan atılmaz satsan satılmaz bir tatildi, ailesini çok da özlememişti nerden çıkmıştı o tatil... Geri döndüğü gün ise şok üstüne şok yaşadı. Dost dedikleri kalkıp onun için hain tuzaklar kurmuşlardı.

Son zamanlarda bir türlü duymaktan kurtulamadığı Geveze insanıydı planların asıl yönetmeni. Şu eski sevgilisi..Bir Çeşit Ben sızım sızım sızlarken, ağlayıp dururken "Ooov ayrılık da neymiş yaa ben yenisini buluveririm" havalarına giren eski sevgilisi.. Ettiği emeklere değmediğini gösteren eski sevgilisi...

Bir gece önceden Gamsız, Bir Çeşit Ben'i arayıp otogara geleceğini söylemişti. Bir Çeşit Ben de 'Vay bee görüyon mu sen.. iyi insan işte' diye kendince sevindirik olmuştu.
Varyemez Pembe Kafa ise diğer koldan saldırmış ve Bir Çeşit Ben'e hazırlıklar yapacağını söylemiş, o da ayrı sevindirmişti.

Otobüsünün erken gelmesiyle düşündüğü gibi otogarda karşılanamayan Bir Çeşit Ben ev için planlar kurmaya başlamıştı. Şöyle güzel bir sofra kurarlardı, açarlardı müziklerini oooh mis..Kafasında "Varyemez'e ne hazırlasam, Gamsız gelecek mi acaba" soruları, elinde bir türlü taşıyamadığı valizi ile eve ilerleyen Bir Çeşit Ben'in karşısına pat diye çıkan Geveze ile Bir Çeşit Ben önce bir şok olmuş, arka fonda bir şangırtı sesi duymuş sonra da şeytanla diyaloga geçmişti:
Şeytan soldan soldan "Bas git kızım bakma bile suratına..bide buralara gelmiş" diye sinsice yaklaşmıştı.
Bir Çeşit Ben ise "Olmaz gerginlik çıkarsa kavga bile ederim ben..tutamam öfkemi..konuşim de rahatlasın hallolsun" diye yanıtlamıştı şeytanı.

Geveze "Konuşabilir miyiz" diye gayet medeni bir soru sorunca da bir şey diyememişti. 18 saatlik yolculuktan sonra Geveze yine gevezeliğini yapmış ve hiç susmamıştı. Özür dilemiş, haksızlık yaptığını söylemişti. O kızla çıkmıştı ama herkes saklamıştı. Bir Çeşit Ben'se biliyordu, hissetmişti. Geveze amacının vicdanını susturmak olmadığını söylemişti. O da üzülmüştü, pişman olmuştu. Bir Çeşit Ben uzuuun uzun dinledi. Ama kırgındı. Elinde değildi.. Yine de bir şey demedi. Barışmış oldular öylece. Arkadaş olarak.. Ama statü vermeden... Hani dışardan biri sorsa "Arkadaşım Bir Çeşit Ben" diyemezdi. "Sadece Bir Çeşit Ben..statüsü yok onun..."

Bir Çeşit Ben akşam dönerken düşündü..Falcının dediği gibi Kasım'da biri gelmişti ama falcı yanılmıştı.Baktı Geveze'ye..Heycanlanıyor muydu? Hayır..Gezgin Çocuğun sorduğu umut kırıntısı var mıydı? Kendi kendine "Hayır yok" dedi. Düşünecek hiç bir şey kalmamıştı. Akşam Evdaşları sordu ısrarla o da anlattı.. Korktuğu gibi bir şeyler hissetmemişti Geveze'ye karşı..Bir Çeşit Ben istediğini yapardı ve tüm yaz sadece unutmaya odaklanmıştı. Ondan bahsedenlere inat, tüm hissettiklerini unutmalıydı. Öyle de olmuştu.
Eve döndüğünde anılara baktı.. Günlüğünü okudu..... "Vay be" dedi.. Bitiyormuş sahi.  Herşeyi bırakıp uyumaya çalıştı.. Odaklandığında uyumayı bile başarabiliyordu.

Sonraki gün Gamsız'ın evine misafirlerdi. Gamsız o yıl yurt çocuğu olmaktan bıkıp eve çıkmıştı. Harika bir balkonu olan güzel bir evdi. Gamsız arkadaşları geleceği için evi bir güzel temizlemişti. Tabi bir de Gamsız'ın ev arkadaşları vardı: Asi Şeytan,Düşünülenden Yakışıklı Çıkan Apo, Kayıp Adam Davut, Bursalı.. Her biri kendince en iyi şekilde ağırladılar Bir Çeşit Ben ve arkadaşlarını. Ama en çok Asi Şeytan güldürdü Bir Çeşit Ben'i. Gülüp eğlenirken Asi Şeytan "Senin erkek arkadaşın gelmeyecek mi yaa" dedi. Bir Çeşit Ben sadece bakakaldı bu kadar şok artık çoktu...

"Yok şey arkadaşız ya..gelecekti ama bilmiyorum Gamsız'a soralım" diye geveledi. Hayatında ilk kez gördüğü bir insan, bunu nerden duymuş olabilirdi? İnsanlar unutturmamak üzere sözleşmişler miydi? Bu evrenin onla dalga geçme şekli miydi? Gamsız gamsızdı, anlatmazdı..Çocuk dünyadan haberi olmayacak insanlardandı ama nerden duymuş olabilirdi. Bir Çeşit Ben şaşkınlığını gizleyip düşünmeyi bıraktı ve intikam olsun diye tüm akşam çocuğa gıcıklık yapıp durdu...Nolursa olsun akşam çok güzel geçmişti...O akşam o püfüüür püfür balkonda Bir Çeşit Ben bıraksalar uyuyabilirdi bile. Çok yorgundu..

Ama yine can sıkıntısı durdurmadı ve Oynak Çocuk'la gezmeye çıktılar.. Bir güzel yağmuru yiyen Bir Çeşit Ben kendini bir çeşit hapşuruk kriziyle yatağa bırakıverdi...

27 Ekim 2012 Cumartesi

Anadolu Gadınının Dramı

Her yerin buram buram kan koktuğu Kurban Bayramı'nda rüyalarında bile et görmeye başlayan Bir Çeşit Ben insanıylayız.

Bir Çeşit Ben o hafta bayram münasebetiyle ailesiyle birlikte Kara Böcüklerin yayla evine gitti. Yayla evi yaylada bir köy eviydi tabi. O küçükbaşları kurban verme işlemi orada gerçekleşecekti. Bir Çeşit Ben de ailedeki tüm kadınlar gibi et doğrama işlemi için üşenmeden kollarını sıvadı ve bir kasap edasıyla etlere girişti.

Her yer et ve kandı. Dalak, böbrek, kalp ve diğer organ isimlerini biyoloji dersinde bile bu kadar çok duymamıştı. Dalak kömürümsü olana kadar sobada bekletilmeliydi. Kelle paça için kafayı kim yüzecekti? Keçinin gözlerini isteyen psikopat kuzenini kim durduracaktı? Tüm bu düşünceler Bir Çeşit Ben'in midesini bulandırdı.
Nolursa olsun üzerine düşeni yapmaktan geri kalmadı. Etlerin terbiyesini yaptı, bulaşıkların yıkanmasına yardım etti. O an üzerindeki lekeli eski eşofmanlarla bir çeşit anadolu kadını gibi hissetti. O ki zor şartlar altında, buz gibi suda bulaşık yıkıyordu. O ki soba için odun taşıyor, er kişilere çaylarını götürüyordu.  O ki  bir.. bir Anadolu gadınıydııı....

Akşam ailesi gidince Bir Çeşit Ben, Kara Böcük'ün ısrarıyla orda kaldı. Akşam olduğunda on dakikada bir giden elektrik yüzünden her tarafa mumlar yaktılar. Sessizliğin içinde bir tek sobanın çıtırma sesleri duyuluyordu. Ortam süper ötesi olmuştu. Kara Böcük iki tane kahve de yaptı. Her şey tamamdı. Kara Böcük yine başladı uzun uzun Kara Enişte'yi anlatmaya. Karanlıkta mutlu mutlu anlatıyordu. Bir Çeşit Ben de sözünü kesmeden dinliyordu. 
Sonra bir anda Bir Çeşit Ben'in korktuğu başına geldi. Kara Böcük bir anda durup bir şey unutmuş gibi Bir Çeşit Ben'e Geveze'yi sordu. Geveze... Bir Çeşit Ben eski erkek arkadaşıydı. Bir Çeşit Ben için ne aşktı ne aşktı... Beraberlerken bile bu kadar çok sormuyordu insanlar. Bir Çeşit Ben önce kısa cevaplarla geçiştirdi. Sonrasındaysa dayanamayıp unutmadığı hatıraları son kez anlatmaya başladı. 

Gecenin bir yarısı durduk yere arardı Geveze. Bir Çeşit Ben uyku falan düşünmezdi o zaman. Çok mutlu hissederdi. Vıcık vıcık çiftlere uyuz olsa da Geveze kolunu omzuna attığı zaman huzurlu olurdu. Kim ne diyo demezdi. Bir sabah ansızın kapısında belirmişti mesela Geveze..Hiç beklemiyordu öyle bir şeyi. O günü hiç unutmazdı. Son zamanlardı onlar için. O kadar mutlu olmuştu ki. İkisi de öyle çok iyi ilişki yürüten insanlar değillerdi ama Bir Çeşit Ben hep aralarında farklı bir şey olduğunu düşünürdü. Sıkılsalar bile bir kaç gün içinde dayanamayıp birbirlerine döneceklerini düşünürdü. Bir bağ vardı işte bitmeyecek bir bağ...
"Ama düşündüğüm gibi bir şey yokmuş. Bağ falan." diye devam etti Bir Çeşit Ben. "Bitiyormuş her şey.." dedi. 

Sonra bir anda gülümsedi "Neyse öyle işte" diyip Kara Enişte'ye getirmeye çalıştı konuyu. Ama Kara Böcük yutmadı. "Sen öncekilerden bu kadar çok bahsetmemiştin. Ciddi sevmişsin bunu" dedi. 
Bir Çeşit Ben daha fazla konuşmak istemedi. Kapadı konuyu. Kara Böcük'ün ne şimdi ne hissettiğiyle ilgili sorduğu soruları dinledi ne de başka bir şey söyledi. Güçlü, inatçı, mağrur Anadolu Gadını hüzünlenmişti. 

O anı Küçük Adam'ın attığı mesaj böldü. Küçük Adam bu ara yine Bir Çeşit Ben'in üstüne düşmeye başlamıştı. Kaybolduğu yerlerden çıkması kısa sürer olmuştu. Bu ara tek konuştuğu konu İzmir'e gelmek istemesiydi. Bir Çeşit Ben, Küçük Adam'ı yıllardır görmemişti. Ergenken aşırı platonik şekilde tutulmuş olsa da zamanla "Bir Cacık Olmaz" kategorisine attığı biriydi o. 
İzmir'e gelmesini istemiyordu Bir Çeşit Ben. Hatta bir arkadaş gibi bir de farklı tarzda konuşmasını da. Gelecekten bahsetmesini de... "İnanmıcaksın belki ama telefonu elime alır almaz sen geliyorsun aklıma. Beni tek anlayan sensin" sözleri Bir Çeşit Ben için anlamsız ve gereksizdi. 

Bir ara Bir Çeşit Ben isyana gelmişti, sert çıkmıştı Küçük Adam'a. Çok şaşıran Küçük Adam "Ne yani bir daha aşık olmayacak mısın? Bu kadar kolay mı" demişti. Saçma sözlerdi. Bir Çeşit Ben onun söylediklerine aldırış etmemeye devam etti. Varyemez Pembe Kafa da onla konuşmamasını söylemişti zaten. Küçük Adam mesaj atarken kafasından geçen "Palavra palavra palavra" şarkısına kulak verdi. 
O, tek ve hür bir Anadolu Gadını olmaya devam etmeliydi...

23 Ekim 2012 Salı

Siz İmkansız Aşklar İçin Yaratıldınız

"Bu kadar imkansızlık da fazla be kardeşim" dedirten dizi Suskunlar'ı inceliyoruz...

Suskunlar'da 3 bölümdür imkansız aşk olayı zirveye ulaşmış durumda. Dizinin başından beri Ecevit-Ahu-Bilal arasındaki aşk üçgeni açılarını genişleterek yeni imkansızlıklara doğru yelken açtı. Tabi aşkını haykıran haykırana ama sevdiğine kavuşabilen pek yok gibi.

Dizinin ikinci sezonunda Allah'ın hobi olsun diye yarattığı kulu Gurur karakterine bir de sevgili getirdiler. Zaten kötülerin tarafında da bir kız olmasa ayıp olurdu. Nisan... Gurur ben sevdiğimi kıskanırım arkadaş demedi ve Nisan'a "Ecevit'i kendine aşık et" buyurdu. 

Bu arada Ecevit bir kaç bölümdür zaten Ahu'ya olan aşkını rahaat rahat söylüyordu. Son iki bölümde de "Olmuyor Ahu'm senin gibi değil..Senin yerin başka" falan diyor. Ayy yerim ben onu yaa :D Ahu da iyi mütevazi kız.. Öyle sevinç naraları atmıyor. Gülümsüyor sadece.. "Aferin" dedim ona da içimden..

E Ecevit öyle "Sen başkasın.. Başkasın.. Ah nafile bambaşkasın" modunda takılınca Ahu da bir oturup düşünüyor. İmkansızlıklarının farkına daha bir varıp bastırdığı duyguları "Yapamıyorum numara yapamıyorum artık. Canım çok yanıyor" diyerekten itiraf ediyor. Bu kendine itiraf edişi sırasında oralarda Bilal oluyor ve günah çıkarma seansı ona denk geliyor.

Ahu ve Ecevit'in aralarındaki ne kadar başka bir bağ olsa da bu Bilal engeli yüzünden imkansızları oynamak zorundalar. Ecevit de napsın 'madem sen imkansızsın ben de beni sevene giderim' tarzında düşünüp Nisan'a gidiyor. Adam iyilik meleği tabi. Nisan da yara falan bahanesiyle Ecevit'in tüüüm merhamet duygularını alıveriyor eline. 

Bu arada Bilal de çocuk gibi o bela senin bu bela benim diyip olaylar yaratıyor. Millet de onun arkasını topluyor mecbur. Ahu da "madem Ecevit onu seveni seçti; ben de beni seveni seçim bari" diye fikir yürütmüş olsa gerek ki Bilal'in arkasını toplamaya gidiyor. 

Bilal garibim artık aşkını ilan ediyor Ahu'ya gene o fevri halleriyle. "Seviyorum seni.. Aşığım sana net mi?" diyerekten. Adam kısa ve öz işte. Öyle duygusallıklara girmiyor. Seviyorum ulen tarzında söylüyor geçiyor. Başta "Ya Bilal ben Ecevit'i seviyorum" diye utanmadan çocuğa işkence eden Ahu, Ecevit'ten vazgeçmeye karar verince gene dönüyor Bilal'e. "Valla düzelicem iyi adam olucam..Allah rızası için bize bir umut..." diye aşk dilenecek hale getirdiği çocuğa dayanamayıp "Tamam yaa bir ihtimal daha vaar" şarkısından esintiler savuruyor.
Ama Bilal'in sevinci görülmeye değer. Yazık sarılamıyor bile sevdiğine o kadar imkansızlarda Ahu onun için.

Bu arada tabi Sibel var. Takoz'un eski metresi. Bu kızcağız da Bilal'e vurulup Takoz'u bıçaklıyıveriyor sırtından. Sonra bakıyor ki Bilal kendisine ne kadar umut vermiş olursa olsun Ahu'yu unutamıyor. O da ayrı depresyonlarda bu aralar. 

Sonuç olarak bu ara; 
Sibel---> Bilal'i 
               Bilal--->Ahu'yu
                            Ahu---> Ecevit'i
                                          Ecevit---> Nisan'ı
                                                           Nisan---> Gurur'u seviyor. 
İleriki bölümlerde Gurur'la Takoz arasında bir aşk doğabileceğinden şüpheleniyoruz. Bakalım neler olacak ;)

20 Ekim 2012 Cumartesi

Ele Güne Karşı Yapayalnız Kalmak İstiyoruz

Otobüs yolculuğundan sonra bile jet lag etkisi yaşayabilen Bir Çeşit Ben insanıylayız.

Bir Çeşit Ben eve gelmeden önceki iki gününü Gamsız'la geçirmişti. Gamsız, geleceğin Behlülü, Kuzeyi, Sekizi olabilecek yakışıklılıkta bir insan evladıydı. Ama Yüce Yaradan bir yerden verip bir yerden alıyordu. Gamsız'a da bir tip vermiş; bütün tınma, umursama, vurdumduyma huylarını alıvermişti. İnsanların dertlerini dinlemeyi dinlemez "Amaaan hayat boş" tarzında konuşurdu. Bu yüzden de kimse ona kolay kolay derdini anlatmazdı. Yine de süperötesi gözlem yeteneğiyle her şeyden haberi olurdu.

O gün Bir Çeşit Ben, can sıkıntısından Gamsız'la avare avare dolanmıştı. Gidip başkalarının para işlerini görmüşler, serserilik etmişler sonra da tavla atmışlardı. Yüksek egosuyla ben kazanacağım diyen Gamsız, 5-1 yenilince "Nasıl olur yaa" diyip durmuştu. Bir Çeşit Ben o gün aslında Gamsız'ın düşündüğü gibi biri olmadığını farketmişti. Aslında tüm inanışlardan farklı olarak Gamsız oldukça eğlenceli ve hoşsohbet biriydi. Sadece kendine dönük kişiliği yüzünden bunu insanlara sezdirmiyordu.

Sonraki gün Gamsız yine Bir Çeşit Ben'lerin evindeydi. Bir Çeşit Ben'i yolcu edecekti. Otobüs saati gelmeden önce okey falan atarak zaman geçirdiler. O gün Bir Çeşit Ben, Gamsız'a karşı önyargılı düşündüğünü kabul etti.

Bir Çeşit Ben dinlenip kendine gelmek üzere eve doğru yol aldı. 18 saatlik yolculuk sonrasında ölümün kıyısından geçmiş gibi hissediyordu. Eve girer girmez kendini yatağa atıp deriiin bir uyku çekmişti. Ama kendine gelememişti. Ve Hocaanım o korkunç haberi verdi: "Akşama bir ordu misafirimiz var hahahayyy" 

Bir Çeşit Ben kafasından aşağı dökülen kaynar suyun sesini duyduğunu hissetti. Bu nasıl bir haberdi. O evde o gün tek misafir Bir Çeşit Ben olmalıydı. Hocaanım bir de kalkmış kahve yapmaktan bahsediyor, dolapta kendisine sırıtan milyon çeşit pastadan yiyemeyeceğini söylüyordu. Halbuki Bir Çeşit Ben en azından ilk günü pijamalarını çekip MFÖ şarkılarına eşlik ederken sakin sakin geçirmeyi planlamıştı. Hayat acımasız, yalnız kalmak imkansızdı..