28 Eylül 2012 Cuma

İyi Kötü- Siyah Beyaz- Gece Gündüz

Baba evinde bulaşık makinesiyle olan dostluğunu geride bırakıp öğrenci evinde bulaşık süngerini kanka edinen Bir Çeşit Ben insanının hayatındasınız...

Bir Çeşit Ben için korkunun ecele faydası olmamış ve İzmir'e dönme vakti gelmişti. Bu kez uçakla dönecekti. Ama yine tüm uçakta ellibeşbinbeşyüzellibeş tanıdığa rastladı, yanındakilerle tanıştı..Güle eğlene pofuduk bulutlarla İzmir'e ayak bastı.

O kadar 'özlemedim, gitmek istemiyorum' dese de sokakların ışıklarıyla ve insanlarla İzmir başkaydı..Valizi için yardıma koşanlar, kendisi istemeden eshotta kent kartını ön saflara göndermesine yardımcı olanlar..
"Kendim taşırım kimsenin yardımına ihtiyacım yok" diye arkadaşlarının karşılamasını istemeyerek olayı bir çeşit gurura çevirse de her daim özverili olan İzmir insanı yardım etmişti.

Eve vardığında gördü ki Belediye en yakın tarihte odasına bir ziyarette bulunabilirdi. Yurtta kalan Varyemez Pembe Kafa ve diğerlerinin eşyaları doldurmuştu her yeri. Eşya demek anı demekti. Odaya girmeden şöyle bir bakındı...İç çekti ve toparlamaya çalışmaktan vazgeçip bıraktı..

Okul denilen insan yuvasında ise herkes bir büyüdüm havasındaydı. Herkeste bir eve çıkmalar yeni hayatlar.. Bir Çeşit Ben için bu yeni ortamlar falan demekti. İlk gün önce Gezgin Çocuk'la geçirdi gününü.. Uzun sohbetler ettiler. Bir Çeşit Ben için o prensipleri olan nadir insanlardandı, Bir Çeşit Ben nerdeyse ona saygı gösterecekti.

Sonrasında Evdaş'ının sevgi böcüğü, mıcık mıcık ama bi o kadar mesafeli sevdiceği Ajans Baba'nın evini taşımasına yardıma gitmişti. Ajans Baba tam anlamıyla kumanda ve haberlerle bütünleşen insan profiliydi. Az konuşur öz konuşur, geyik muhabbetini çoğunlukla tercih etmezdi. Bir Çeşit Ben temizliğe yardım edemese de onlara doyurucu ve temiz bir sofra kurmuş, yorgunluklarını atmalarına yardımcı olmaya çalışmıştı. Yemek sırasındaki bol sataşmalı, kahkahalı ortam Bir Çeşit Ben için sımsıcak geldi.

Bir Çeşit Ben için arkadaşlarının farkettiği şey ise öfke katsayısındaki artış olmuştu. Lisedeki yakın arkadaşı eski sevgilisiyle çıkmıştı. Üstüne rahat durmayıp bundan Bir Çeşit Ben'in etkilenmesi için Bir Çeşit Ben'i didikleyip durmuştu. Kendi küçük dünyalarında star havası taşıdığını sanan insanlar onu delirtiyordu. Bir Çeşit Ben en son kızın "Sen hala benm sevgilimle ilgileniyosun" lafından sonra sakiniyetini koruyamamıştı. Şizofren miydi bu kız? Kendi yazdığı senaryolara nasıl böyle inanabilirdi...Öfkesini içinde tutmaya çalıştığını gören Evdaş'ı "Bağır kurtul Bir Çeşit Ben, sen içinde tutunca daha kötü oluyosun" diyince Bir Çeşit Ben kapalı telefondan kız duyacakmış gibi ağız dolusu küfretmişti. O güne kadar Bir Çeşit Ben'den tek bir küfür duymayan Evdaş ve Varyemez Pembe Kafa kocaman gözlerle kalakalmışlardı.

Okulda ilk günler "Yeniden de Sevebiliriiiiiz Akdeniiiiiz" modunda Pollyannalı ve rahat geçmeye başlamıştı.. Bir önceki sene kanlı bıçaklı hale gelebilen insanlar bu sene aynı ortamlarda bulunuyor, sohbet ediyorlardı.. Bir Çeşit Ben'in ailede de arkadaşlarda da istediği ortam oydu. Kalabalık, alabildiğine kalabalık..

Bir Çeşit Ben için uzuuun uzun uyuma günleri de sona ermişti. İzmir'de uyuyamıyordu. Uykuları hep bölük pörçüktü. Daha kötüsü de vardı. Günler hızlı ve eğlenceliydi. Ama geceleri sanki biri bir tuşa basıyordu ve bir anda dünya melankolik frekansa geçiyordu..Kendisi çok fazla sırtı bıçaklanmış, hayatın sillesini yemiş, dost kazığından beli bükülmüş bir insan olmasa da kendisini savunmasız hissedebiliyordu. Sanki insanlar onu bir şekilde hep üzeceklerdi. Hayat azcık monotonlaşmaya başlayınca, dersler yoğunlaşınca insanlar yine canı sıkıldıkça dedikodu yapacaklardı, kin besleyeceklerdi..

Bir Çeşit Ben için dönem hızlı başlamıştı.. Belki bu da yeni yıl gibi olur diye umut ediyordu.. Nasıl başlarsan öyle gider...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme