20 Mayıs 2013 Pazartesi

Yatcaz Kalkcaz Yatcaz Kalkcaz Sonra?

Kaç yaşına gelirse gelsin stresli durumlarda karnına ağrılar giren panik insan Bir Çeşit Ben'in hayatındayız.

Bir Çeşit Ben uzuun ve yoğun derslerden sonra kendi içine kapanmış, duygu durumlarını içinde yaşamaya çalışmıştı. Ancak olaylar durmak bilmiyordu.

*Sınavlardan sonra güç bela Antakya'ya gitmeyi planlayan Bir Çeşit Ben, Varyemez'i de yanına almış ve Antakya yollarına düşmüştü. Aldıkları ahlardan mı, kör talihlerinden mi bilinmez şanssızlıkları peşlerini bırakmadı..


*Başta gittikleri gün Reyhanlı'dan gelen bir patlama haberiyle sarsıldılar. Üstelik Bir Çeşit Ben, haberi evine 5-10 adım kala yanından geçen bir polisin telsiziyle konuşmasından haber aldı. Sonra tüm gün haberleri dinlediler. Ailecek 200'e varan ölü sayısı ve medyanın bunu hiç bir şekilde konuşmamasını, patlama olacağını daha önceden duyan Suriyelilerin şehirden kaçtıkları yönündeki duyumları, hükümetin medyayı nasıl susturduğunu tartıştılar. Reyhanlılılar gibi Bir Çeşit Ben ve ailesi de öfke ve hınçla doldu. Bir Çeşit Ben, bunun göz göre göre cinayet olduğunu düşündü. Ne yapılabileceğini bilemedi, ancak bunun son olmayacağını da biliyordu...

*Gelmeden önce, Antakya'daki olaylar yüzünden Antakya'yı bir çeşit Irak olarak düşünen Varyemez'in ailesi bu haberle tamamen endişe yumağına düştüler. Varyemez'i gezdirmek için bir sürü fikir düşünen Bir Çeşit Ben'in kafasındakiler "Toplu alanlarda bulunmayın" uyarılarıyla suya düşüyordu.

*Üstüne yağan yağmur da tuz biber olmuştu ama Bir Çeşit Ben, her şeye inat Varyemez'e Allah yarattı demeyip tüm Antakya'yı yürüttü. Böylece kendince Varyemez'in "Antakya çok küçüktü" gibi yorumlarına ve durmadan sıkılan bünyesine engel olmuştu. Ancak aldıkları ah sonucunda girdikleri her kilise ve müze ya restorasyonda ya da taşınıyordu. Bir Çeşit Ben ise yılmadı, yıkılmadı...Bulabildiği her yeri inatla gezdirdi. Gezi sonunda Varyemez, Antakya'yı çok sevmiş, künefenin gerçekten yeri dışında yapılamadığını kabullenmişti.

*Bir Çeşit Ben, Antakya'da o kilise senin, bu havra benim dolaşırken sevdiceği Geveze'nin hasretini de çekmekten geri kalmamıştı. Kendi kendine gün sayarken Geveze'nin de memleket hasreti duyup Manavgat yollarına düşeceği haberi Bir Çeşit Ben'in tüm hırçınlıklarını açığa çıkarmıştı. Ve Bir Çeşit Ben, bir şımarık çocuk edasıyla kapris dolu, hayattan bezdiren mesajlarını Geveze'ye atıvermişti. Sonraki günlerde Geveze'nin yokluğunu kabullense de Geveze mesajlarının acısını çıkarmayı ihmal etmemişti...

*Geldiği akşam yurt arkadaşları İnce ve Hatche, Bir Çeşit Ben'e misafir olmak istediklerini sölemişlerdi. Uzun zamandır görüşemediği arkadaşlarıyla görüşme fikri Bir Çeşit Ben'i oldukça sevindirmişti.. O akşam arkadaşlarıyla hasret giderdi ve yurtta çektikleri videolarla keyiflendi.

*Ancak sonraki gün öğrendiği haberle fırtına öncesi sessizliği geç bir şekilde farketmiş oldu... Bir Evdaş'ı evden ayrılmak istiyordu.... Bir Çeşit Ben haberi öğrenince olabildiğince konuşmadı..Midesine kramplar girdi ve kendi içine çekilip her şeyin düzelmesini bekledi... Ancak hiç bir şey düzelmedi.. Bir Çeşit Ben her şeyi, her zaman yaptığı gibi zamana bıraktı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme