25 Haziran 2011 Cumartesi

ÇİZGİ FİLM KÖTÜLERİ

İtiraf ediyorum: Bu kısa boy içindeki ruh da boya uyma çabasından olsa gerek küçük kaldı.
İtiraf ediyorum: açıkçası çocuk gibi davranabiliyorum.
Ve asıl itiraf: Cartoon Network izliyecek kadar çizgifilm meraklısıyım.
Yukardaki ilk iki itirafın üçüncüsü için birer bahane olması kuvvetle muhtemeldir :D

Ben çizgifilmlerde o iyilik, erdem vesairi temsil eden "iyiler"i bir türlü sevemeyenlerdenim. Her seferinde çizgifilm biter iyilik meraklısı iyiler kazanır ve kötüler cezalarını bulur. Ve ben 'Yine iyiler kazandı e ne anladık bu işten' derim. Dün yine oturmuş çizgifilm izlerken "Yahu bırak bi kere de şu kazansın" dedim ve aklıma bunla ilgili bir yazı yazmak geldi.
*AKU-SAMURAY JACK: Aku yaaa!! En karizma kötülerden. Tam ben gibi gıcık birşey. O alay eder gibi konuşmasına kopuyorum :D Onunki pek yenilgi hali değil neyse ki.. O daha çok Samurayı oyuncak gibi oynatmakla meşgul. Onu tarihin en gıcık kötüsü seçtim :D

*ROKET TAKIMI- POKEMON: İşte benim çocukluğumun çizgifilmi. Şimdiki Beybılet falan fistanların yerine o zaman Pokemon vardı. Ve tabiki Pokemon tasoları. Hatırlıyorum hoca tüm sınıfın tasolarını zorla toplamıştı da bir poşet dolusu taso çıkmıştı :)
Neyse kötüler diyorduk :) Roket Takımında da olay aynıdır: Bir plan kurarlar, o uzun kendilerini tanıtma repliğini sabırla okurlar:

Jessie: Belaya hazır olun!
James: Hem de çifte belaya!
Jessie: Dünyayı yok olmaktan kurtarmak için!
James: Tüm insanlığı ulusumuzla birleştirmek için!
Jessie: Gerçeğin ve sevginin kötülüklerini açığa vurmak için!
James: Amacımız yıldızlara ulaşıncaya kadar!
Jessie: Jessie!
James: James!
Miyav: Ve ben de Miyav!

Jessie: Roket takımı her zaman ışık hızıyla hareket eder!
James: Ya teslim olun, ya da savaşa hazır olun!
Miyav: Miyav! Bu çok doğru!

ve her zaman Pikachu'nun yıldırımına maruz kalıp "Yine başaramadıııııık!!!!" şeklinde bağrışlarıyla uçarlar. Kıyamam yaaa :D Yaptıkları planlardaki emeğe yazık vala :D

*GARGAMEL- ŞİRİNLER: onun çirkinliğine bakmamak lazım. O kel kafanın altında büyük bir beyin mevcut :) Ayrıca o nefret dolu bakışları bence işte kötü budur dedirtiyordu :D Onun da o küçük mavi yaratıklara karşı yüzü gülmedi..


*TOM VE JERRY: Bu kadar çizgi film arasında adı önce gelip de filmin adamı olamayan tek kötü Tom malesef. Her seferinde kafasına bir şeyler yiyen, yüzünde dinamitler patlayan her planı boşa giden tom..Tamam o da rahat durmuyor belki ama br fareyle dost olması doğaya aykırı kardeşim. Kedi dediğin fareyi yer işte :D O da malesef doğa yasalarının bile yardımına yetişemediği bir karakter.

Aklıma gelen ve acıdığım bazı kötü karakterler bunlar. Elbette çizgi film dünyasında iyi-kötü mücadelesi bitmez ama şu yazarlardan çizerlerden kötülere karşı biraz daha insaflı olmalarını istemek fazla mıdır ki??


23 Haziran 2011 Perşembe

*Blog blog what's up bakiyiim :)) Walla I'm happy very şükür... Ay bu iğrenç Türkçe-İngilizce karışımı dil için kusura bakma blogcan. Bu ara İngilizce dersine başladım. Sertifika almak için. Tabi maksat zaman geçsin tatil boş geçmesin. Arkadaşlarla sabahın 8inde gidiyoruz. Okul için kaldıramıyorlardı şimdi tatil tatil kurs için kalkıyorum umarım bu sertifika birgün işime yarar...


*O gün çooook şükür "Ya Sonra"yı bitirebildim. İzledim demiyorum çünkü daha önce izlemeye başladım internetten. Partlar bozuldu bıraktım. Bu defa bi daha başladık kuzenimle izlemeye. Aynı yerde bozulmaz mı!!! Ayyy fıtık öldüm. Tepindim yerimde resmen. Amaa tabiki yüksek sabır ve hırsla filmi başa sara sara bitirmeyi başardım.


*Eh yorumsuz bırakmak olmaz tabi. Film Özcan Deniz'den beklemediğim kadar güzeldi. Ama zaten bir türlü mantığını çözemediğim ve büyük bir cesaret örneği saydığım evlilik olayına daha bir soğudum açıkçası. Şimdi burda uzuuun uzun "yani nasıl oluyor da..." diye başlayan sorularımı sıralamıcam :D Sadece filmi izlerken tek bir soru oluştu kafamda ' Şimdi bunlar 18 yıldır çıkıolar 7 yıldır evliler, bu adam bu kadar bencil, bu adam bu kadar sorumsuz ve bunlar hala sabırla evliler mi yani?!' dedim sadece :D

*Bir de "Çırak" diye bir kitap bitirdim bu ara. "Cerrah"ın devamı. Süpper bir kitap yaaa!! Acayip gerilimli. Kitap okurken "kaç kaçç!" diye bağıran nadir insanlardanım :))

18 Haziran 2011 Cumartesi

Hanım, KemaL, Daçmin ve Dahası ...

  • Uzun zamandır yurt ortamı saolsun Tv denen kimilerine göre "aptal kutusu"na kimilerine göre "vakit geçirmek için var olan büyük icat"a hasret kalmıştım. Eve gelişimle beraber bu büyük hasreti yok etmek için var gücümle çalıştım :D
  • Dün akşam Hanımın Çiftliği çok şükür bir final koydu olaya. Bana yüz bölüm gibi gelen 70 bölümün sonunda böyle bir son bekliyordum açıkçası. Film baştan beri bir türlü ilgimi çekememişti çünkü. Annem zoruyla bakmak zorunda kalıyordum. Ama akşamki finalini beğendim. Kemal'i öldürmeleri her ne kadar kötü olsa da bunun kitapta yer aldığını düşündüm. Kemal'in ölümü sırasında koydukları türküler gerçekten güzeldi. Kemaall yaaa sabır abidesi yaratık... Tabi bir de Güllü Serap var. O da yedi Kocalı Hürmüz e özenip üçüncü koca olayına girdi ama üçüncü kocası da ölünce artık evlenmeyip çocuğunun anası olmaya karar verdi. Zaten ona Seraplık da yakışmamıştı ben onun Güllü halini seviodum saf güzel köylü kızı...:D

  • Hanımın Çiftliğinden daha önce tanıdığımız Muzaffer Bey var bir de tabi. Şimdi Canım Babam diye bir diziye geçti. Sanırsam böyle komik dizilere sit-com diyolardı. Artık ayrıntılı bilemiycem. Allah'm yaa bayılıyorum o adama. My favourite man işte daha nolsun :D Annemle oturup diziyi seyrediyoruz ben bağırıorum "Karizma yaa karizma!!" diye. Annem garibim de "Kız kendine gel" diyor :D Ama adamda duruş var boy var pos var ahlak desen o da var(dır heralde :D)

  • Bir de tabiki Öyle Bir Geçer Zaman ki var. Sanıyorum ki bir çok felaketin üst üste gelmesinden sonra izleyiciye biraz nefes aldırmaya karar verdiler ve geçen bölüme biraz mutluluk senaryoları serpiştirdiler. Bir türlü ismiyle hitap edemediği sevgilisi İnci HOCAnın azcık bir mutlu olmasını isteyen mete inciyi lunaparka götürdü. İnci çocuk gibi eğlendi. Ay bu lunapark olayında bizim sonerin Süleyman ı palyaçço oldu. Fransızca şarkı falan söyledi. Tam bir rezaletti. Adamın karizması iki paralık oldu yaniii :D
  • Diğer imkansız aşıklar Soner'le Aylin de gidip güzeeeelce bir tatil yaptılar deniz kıyısında. Oh vala hayat onlara güzel :)
  • Tabi bir de Survivor Faciası var. Ah o Derya yok mu o Derya. Adamda boy var pos var ama beceriksizlik desen yine onda avr. Ay deli etti beni yaa. Çocuğum az bir hızlı olsana dimi ama yaa!! Geçen gün erkek erkeğe gittiler güzelce rahatlarına baktılar. Yok güneş kremleri yok en güzelinden yemekler falan. O Daçmin kızımız da gariban gariban adada kaldı tek başına yazık :D Bakalım birazdan ya Daçmiiiin kızımız yada o Taner elencek. Hangisi gitcek görcez ama Taner in gitmesinden yanayım açıkçası. Kedi gibi miyavlamalar falan ne o yaa...
  • Şimdilik aklıma gelen Tv yorumları bunlar ama daha yaz boyunca bir sürü yorum yaparım ben tabiki.. Bakalım hangi dizide neler olacak..

13 Haziran 2011 Pazartesi

*Ben geldiiim.. evet yine uzuunca bi vakit yazamadım ama açıkçası azcık bi üşendim :)

*Bi sürü bi sürüüü anlatcaklarım var tabiki.. Ama nerden başlasam ki.. En güzelinden başlayayım tatiiiiil :) Bi haftadır ölümüne tatildeyim.. Ama bu benimkisi msnde çevrimiçi çevrimdışı olmak gibi birşey. Sadce tatil modundayım. Hani öyle normal insanlar gibi geziyorum tozuyorum falan değil. Hayır şimdi gelmişsin taaa izmirlerde hem de hasretle bi gez dimi.. Ama hiç canım istemiyor yaa zorla çıkarıyorlar evden.. Neyse böyle işte sonuçta tatil yani mekan fark eder mi :)



*Bu arada blogcum biz ev-lendiiiik :D Yani artık karşında ev sahibi üniversite ikinci sınıfa giden bir kızcağız duruyor. Tabiki ben her zamanki üçkağıtçılığımı, üşengeçliğimi ev işinde de ortaya koyup "Ben öyle yemeğin şusu eksik busu fazla pişmiş olayıyla uğraşamam bulaşığı alsam olmaz mı" dedim ve kabul edildim :)) Kendime ait odam da var ohhh mis :)




*Ya arkadaş ben bu her bi haltı face e yazma hevesini anlamıyorum. Gecenin bi körü acayip bir fırtına var hatta gecenin bi saatine kadar ölü gibi uyuyabilen ben bile çığlık çığlığa uyanıyorum korkudan... Öyle bir hava işte. Benim zeki arkadaşlarım da korkmayı bırakmışlar face e yazma derdindeler. Hayır bir gün kıyamet kopcak o zaman da dertleri face olacak merak ediyorum....




*Bir de bu gecenin bi vakti uyanmalar var. Nedenini anlayamıyorum. Kafayı yicem. Nerdeyse her gece 3-4 gibi uyanıyorum ve geri uyuyana kadar bi hal oluyorum. Buna bi çare bulmak lazım...


*Malesef aklıma başka anlatacak bir şey gelmiyor. Bu tatil böyle geçmez yarın arkadaşlarımla buluşmaya başlıcam bakalı nasıl geçicek..

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Şafak...

* Şafak saymaya başladım blog. 2 hafta sonra annem gelecek kuzenimin mezuniyeti için ondan bi hafta sonra da ben gidiyorum Allah ın izniyle.. İçim bi rahatladı ki anlatamam. Sakinleştim bi silkindim kendime geldim yaaw :D

*Haftaya finaller başlıyo ve ben neyime güvendiğimi bilmeden hiçbi dersten not alma gereği duymadm.Onu bırak dersi dinlemedim bile. Haftaya bidiğin yusuf yusuf olup gezcem bakalım..

*Onun dışında hala üniversitedeki şaka olayına alışamadm ben yaa.. Kafayı yicem. Şimdi olay şu normalde lise ortamında herkes hala ameledir bi geçiş dönemi, haremlik selamlık bi ortam falan vardır şakalar belli sınırlarla yapılır dimi... di :) Burda kızlı erkekli gruplar var ve orda askerlik arkadaşı gibi +18,19,...30a kadar türlü espriler yapılıyo.. Ona da alıştım inan blog.. O kadar ki artık ben herşeyi fesada çeker oldum.. Ben yaa beni bile bozdular :D ama alışamadığım bi şaka türü var.
"Benle hala çıkmıcan mı?"
Bunu söleyen çocukla önce güzelce tartıştık. Tartışmaya katılmayan kalmadı ortalık karıştı. Sonra biz bozuştuk bayaa bi süre. Şimdi yine aynı şaka. Bu şaka yapılıo millet gülüo. Hatta "tabi kızım ondan iisni mi bulcan" diyenler çkıo. Ama ben şöle oturaklı, zekice bi cewap bulamıorm. Herşeye car car konuşurum o konuda bi cewap yetiştiremiyorum :@
Şöyle oturtmalık,zekice bi cwp bulan olursa bekliorm :))

*Bu yurdun en gıcık old.m ikinci şeyi bu int.in 12ye kdr açık olması :@:@



12 Mayıs 2011 Perşembe

Fazlaca Bunalım Dolu Bir Yazı Okumasan da Olur


*Yurtta tek başına çekimleri tekrar başladı blog. 5 kişilik odada 3 kişi kalıyorduk zaten diğer ikisi de evine gitti dinlenmeye. Tek kaldım. Ama bu yalnızlık garip bir şekilde iyi geliyor. Kitap okuyorum, radyo hep açık, bilgisayar hep yanımda..

*Bu ara ben de dahil herkeste bir bıkkınlık var. Geleli 4,5 ay oldu. Artık kimse kimseye tahammül edemiyor. Herkes birşeylere alınıyor. Ben bile geçen hafta gururumdan vazgeçip ağlama nöbetleri geçirmeye başlamıştım kafayı yicem sandım. Ama bu hafta daha ılımlı düşünmeye başladım. Yavaş yavaş farkettim ki herkes ben gibi...

*Televizyon izlemeyi özledim blog yaa kardeşlerime sataşmayı, saçma sapan konuşup insanları deli etmeyi ve gözlerindeki o soru işaretlerini görüp mutlu olmayı..

*Üniversite olayının mantığını çözemedim bi türlü bu arada. İlkokul çocuğu gibi ödev yapıp duruyoruz. Kitap alıyoruz özet çıkarıyoruz falan. Üniversiteye kapağı atmaya çalışmak üniversiteyi bitirmeye uğraşmaktan daha kolaymış be! Makale olayı bitti şimdi de bilgisayar dersi için final ödevi olarak bi slaytla uğraşıyorum. Ayrıntılarla uğraşmaktan bir hal oldum ama bakalım yetişecek mi..

*Bu ara kimseyi takmamaya hiçbir şeye alınmamaya ve gülümsemeye çalışmakla uğraşıyorum buna ne kadar dewam edebilirim belirsiz... :(

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Biz biz Üniversiteliyiz Biz


*Blog çok çok acelem var. O yüzden çok çok acele yazıp gitcem :)) Aslında şu an makaleyle uğraşıyor olmalıydım ama arkadaşımın ödevini hocasına gönderme bahanesiyle burdayım.
*Nargile denedim blog :D Kocaman bir hayalkırıklığına uğradım yaa! Dumanı çekiyosun üflüyosun. Daha ilk içişte "EE!??" dedim. Bu muydu yani oldum. Ne bekliyodum bilmiyorum ama ilk hani bişiler olmalıydı dimi :p Amaa sonradan bişiler oldu m
alesef al sana eee dedi resmen o nargile bana bi güzel çarptı. Sarhoş gbi oldum cümle kuramıyorum kafamı toplayamıyorum. Sağolsun etrafımdakiler de bi güzel dalga geçtiler :D

*O gece "Umut" diye bir film izleyelim dedik odadaki kızlarla. Yok arkadaş bir daha yanında biriyle duygusal film izlemek mi Allah korusun. Lan zır zıır ağlıyolar filme odaklan odaklanabiliyosan! Bıraktım izlemedim artık..
*Bu ara üniversitenin bahar şenlikleri var. Üniversitenin üniv. olduğunu anlayabildiğim tek etkinliği.. Dün gece konsere gidelim dedik. TNK diye bir grubun konseri. Adamları tanıdığımızdan değil maksat hep beraber bişiler yapmak. Gittik eğlenebildiğimiz kadar eğlendik. Çok güzeldi ama her güzelliğin bir sonu var tabi. ya da bedeli.
Çıkışta içip sapıtanlar bağıra bağıra coşanlar sayesinde baya huzursuz olduk. Sonra ailemin yurdu araması gerekiyordu ama ben onlara "ben konsere gidiyorum yurdu aramanız gerekiyor" şeklinde izin cümlesi olmaksızın bir cümle kurunca onlar da olayı inada bindirip yurdu aramadılar. Ben gece 1'e doğru yurda girdiğimde diyalog:
-Şule nerde kaldın biz en fazla 10a kadar izin veriyoruz biliyorsun?
-Abla otobüs gecikti konserdeydim.
-Ailen de aramadı?
-Arıcaklardı bilmiyorum.. ( Bu arada baya uykulu gözleri kapanan bir şule olunca karşıdaki uykudan daha çok şule nin içtiği kanısına yöneliyor. Cemaat yurdunda içme cesaretini gsterdiği içinde büyük ihtimalle Allah ıslah etsin diye düşünyor.)
-Ne oldu sana?
-Abla uykum var yorgunum otobüs baya yordu hadi iyi geceler...

*Neyse blog şimdilik bu kadar yeter. Moral olayına girmeyelim herşey hala karmakarışık ama anın tadını çıkarmaya bakıyorum ;)